Tamirciler hangi ülkeye taşındı?

Eskiden tamirciler vardı. Hepsinin topluca yok olduğunu kemerime yeni bir delik deldirmek istediğimde fark ettim (hayır şişmanlamadım, zayıfladım).

Eskiden tamirciler vardı. Hepsinin topluca yok olduğunu kemerime yeni bir delik deldirmek istediğimde fark ettim (hayır şişmanlamadım, zayıfladım). Yeşilköy çarşısına inen yoldaki iki ayakkabı tamircisi de kaybolmuş. Bacak kadar boyumla bisiklet tepesinde mahallemi sokak sokak arşınlarken onun ilginç tezgâhında mutlaka durup nefeslenirdim. Bir dişçi kadar fazla aleti vardı. Artık yok. Düşününce ayakkabılarımızın da orası burası patlayıp çatlamıyor artık. Daha mı sağlam yapıyorlar, daha mı az giyiyoruz?

Ayakkabı tamircisi dediğin adam kemer delerdi, çanta tamir ederdi. Bir şemsiyemizi bile adam ettiğini hatırlıyorum. Kimbilir daha neler yapıyordu. Aşı yapan Kirkor Amca ne oldu mesela? Sahildeki kilisenin papazına seneler önce Los Angeles'ta rastlamıştım. Alt komşumuz Madam Eleni Atina'da vefat etmiş. Elektronik aletleri tamir eden dükkâna bakayım dedim aşağılara doğru; yerine kaçıncı esnaf açılmış.

Semtimizin zamanında en geniş futbol sahası olarak hizmet veren İtalyan mezarlığına bitişik parkımızı sabit pazar yapmışlardı (o vesileyle mezalığı boşaltıp kemikleri torbalara doldurup götürmüşler ve parkı o mezarlığın üstüne taşımışlardı). Baktım o sabit pazarın bütün dükkânları kapıya kilit vurmuş. Girişinde direnen büfe benzeri yere sordum süpermarketlere dert yandı. Bakkalın, esnafın süngüsü düşeli çok olmuş velhasıl.

O güzel insanlar güzel atlarına binip gitmişler ama hâlâ bozulan bir şeylerimiz var nihayetinde. Peki ne yapıyoruz? Ben kendi adıma bozulan şeylerin tamirine üşendiğimi ve küfrü basıp fırlatıp attığımı farkettim. Oysa ben babasıyla delinen bulaşık eldivenlerini ince şeritler halinde kesip lastik yaparak büyütülmüş bir çocuğum. Bu kadar müsrifleştiren ne acaba hepimizi? Tamirata da bayılırım üstelik.

Konuya gelelim. Üç boyutlu yazıcılardan (ÜBY diyelim) bahsedecekken aklıma geldi hepsi. ÜBY'ler kabaca bir kalıp halinde içine yerleştirdiğiniz cisimleri kimi zaman kumlu suyla, kimi zaman lazerle, kimi zaman da ince kıyıcılarla şekillendirip çıkartan aletler. Örneğin tuğla benzeri bir ağaç blok yerleştiriyorsunuz planı çiziyorsunuz size bir kültablası olarak oyup çıkarıyor. Cinsine göre selüloz, plastik, tahta ya da başka bir şey olabilir. Peki ne işimize yarar?

Müzik setinizin bir tuşu mu kırıldı? Üreticisinin sitesine bağlanıp o parçanın şemasını çekip ÜBY'ye yükleyebileceğiz. Birkaç dakikada yepyeni düğme elimizde. Musluğun kenarı, otomobilin silecek kolu, buzdolabının raf menteşesi ya da hayal ettiğiniz herhangi başka bir şey.

İşi biraz daha öteye taşımak da mümkün. Örneğin bu cihazlarla çok da karmaşık olmayan şeyleri sıfırdan da üretebilirsiniz. ÜBY'ler şimdiki yazıcılar gibi yaygınlaştığında onlar için içerik yaratacak kaynak sayısı da artacak. Örneğin bir baharatlığa mı ihtiyacınız var? Hemen sitenin mutfak gereçleri kategorisindeki örneklere bakıp beğendiğinizin şemasını (eminim çok daha düşük bir bedele ya da bedavaya) satın alacaksınız. Size kalan başlatma tuşuna dokunmak.

Bu sürecinin yaratıcılığa etkilerini de unutmamak gerek. Birçok amatör tasarımcının türeyeceği kesin. Böylece çok az insanın ihtiyacı olduğu için hiçbir zaman seri üretime geçmemiş şeyler ulaşılabilir olacak (mesela bir olta balıkçısının kovasını taşırken avcuna oturacak bir yüzey). Bugün 'long tail' (getir.net/xqw) olarak adlandırılan ve dünyayı sessizce değiştiren akımın ÜBY alanına yansımasındaki etkisini düşünün. Kullanıcının yarattığı içeriğin (user generated content) ve creative commons (getir.net/xqy) türü yeni paylaşım ve mülkiyet kavramlarının etkilerine bakınca bu cihazların yaygınlaşmasının getireceklerini hayal etmek bile kolay değil...

Geçen haftaki ön duyurumdan sonraki yazışmalarda birçok okuyucumun da bu konuya ilgi duyduğunu öğrendim. Örneğin Özgür Avşar aynı şeyi kıyafetler için hayal ediyor. Dikiş nakış dergilerinin dağıttığı patronların yerini webden yükleyebileceğimiz şemaların adresleri alabilir pekala. Böyle bir yapıda kumaştan dikmek bir yana, boyama ya da baskı yapmak bile mümkün. Harika bir fikir değil mi sizce de?

Gaziantep Şehitkamil Kaymakamlığı Proje Uzmanı ve aynı zamanda öğretmen olan İbrahim Karatop işi bir adım daha öteye götürüp okuluna piyasada satılan ÜBY'lerden bir tane alınması için Milli Eğitim Bakanlığı ve İŞKUR'a başvuru yapmış.

Şu an bile birçok marka bu cihazlardan üretiyor, bir avuç site bunlar için şemalar tasarlayıp satıyor. Olayın bugün geldiği noktayı incelemek için getir.net/sg1 adresindeki yazının sonundaki linklere bakmak fikir verecektir. Heyecanlanacağınıza eminim.

Sonraki konumuz güneş. Şu canımıza okuyan, bunaltan güneş. Volkswagen'in güneş enerjisiyle çalışan otomobil kliması patenti vardı, bilmem hatırlar mısınız? Düşmanı kendi silahıyla vurmak... Araç park halindeyken içini kavuran güneşten aldığı enerjiyle kabini serinletebiliyorken biz neler yapabiliriz dersiniz?

  • Etiketler;
M. Serdar Kuzuloğlu
1995 yılında girdiğim medya sektöründe birçok farklı görev üstlendim. Meslek hayatım boyunca trendleri ve teknolojiyi takip edip okuyucu, dinleyici ve izleyicilerime aktarmaya çalıştım. Bu çabamı hala, her fırsatta sürdürüyorum. Posta, Fanatik, Milliyet, Finansal Forum, Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdım (ayrıca Cumhuriyet hariç hepsinin web sitelerinin kuruluşunda görev aldım). Yanı sıra PC WORLD, ComputerWeek, .net, Paprika dergilerinde düzenli köşe yazarlığı yaptım. Radyo Kozmos ve NTV Radyo’da uzun yıllar program yaptım. Technology Channel, Business Channel ve TRT Haber ve TRT 1’de TV programları hazırlayıp sundum. Yeni Nesil Hizmetler Direktörü olarak çalıştığım Doğan TV Holding’de grubun tüm markalarının dijital kurulumlarını tamamladım, stratejilerini belirleyerek yönettim. MYK Medya adıyla kurduğum dijital ajansta yirmiyi aşkın iç yapıma sahip internet televizyonu Televidyon, birçok ilke imza atan teknoloji haber portalı Yahoyt, lokasyon tabanlı sosyal ağ Kaybolduk.biz ve Türkiye’nin ilk nostalji temalı video sitesi Alkışlarla Yaşıyorum gibi hala gururla andığım bir dizi projeyi hayata geçirdim. Halen başta blogum olmak üzere her fırsatta yazmaya; öğrendiklerimi paylaşmaya devam ediyor ve kurucuları arasında yer aldığım İstanbul Bilgi Üniversitesi / Next Academy’de ‘Sosyal Medyada İletişim ve Pazarlama’ başlıklı yüksek lisans dersini veriyorum. Bütün bu uğraşlardan kalan zamanlarda danışmanlık yapıyor, konferanslarda fikirlerimi paylaşıyor, bir dizi dijital projede yatırımcı ve girişimci olarak yer alıyorum.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

volkswagen in bu teknolojisi ne zaman hayata geçer bilinmez ama o zamana kadar yaz aylarında sıcaktan kavrulan arabalara binmeye mahkumuz :kirp:

Yukarı Git