Sizi Kim Takip Ediyor?

Sizi Kim Takip Ediyor?

Sokaktaki herhangi bir kişiyle şahsi bilgilerini paylaşma konusunda hassas olan bir insan, internette nasıl bu kadar duyarsız olabiliyor sizce?

Sokakta bir kişiye şu soruları soralım: “Adınız ne, kaç yaşındasınız, nerede doğdunuz, en yakın arkadaşlarınız kim, evli misiniz ya da bekar mısınız, kaç çocuğunuz var, çocuklarınızın adı nedir, hangi dine mensupsunuz, hangi siyasi partiye oy veriyorsunuz, hangi takımlısınız?”

Bu kişi kim olursa olsun, tanımadığı bir kişinin rastgele sorduğu bu sorulara şüpheyle yaklaşacağı kesin. Belki soruları özel hayatına müdahale olarak algılayabilir, belki biraz şiddet ve hakaretle karşılık da verebilir.

Sokaktaki herhangi bir kişiyle şahsi bilgilerini paylaşma konusunda böylesine hassas olan bir insanın, sosyal medya hesaplarında belki de binlerce kişinin erişebileceği şekilde şahsi bilgilerini paylaşması nasıl açıklanabilir sizce? Hayatının her anına ilişkin paylaşımları dünyadaki herkesin görebileceğini bile bile nasıl gerçekleştiriyor dersiniz?

ZİHİN OKUMA MI, KENDİNİ İFŞA MI?

Bu konuda Belçika’nın Brüksel şehrinde yapılan bir sosyal deney durumun vahametini daha net bir şekilde gözler önüne seriyor.

Bu deneyde rastgele insanlar bir zihin okuma gösterisi için kurulan bir çadıra davet edilirler. Dave isminde bir adamın gelen herkesin zihnini okuyacağı söylenir.

Dave sırayla gönüllü kişileri kabul etmeye başlar. İlk gelen genç adama, “Bir okul görüyorum. Antwerp şehrinde okuyorsun, değil mi?” diye tahminde bulunur ilk önce. Sıradaki bir adama ise, turuncu bir motorunun olduğunu ve Rusya’nın Zenit şehrinden olduğunu belirtir. Diğer bir kadının en iyi arkadaşının ismini söyler.

Gelen kişilerin ilişkileri, oturdukları evlere ait detaylar, yaşadıkları sağlık problemleri… Dave hepsini bilmektedir. Hatta daha ileri gidip bir kadının banka hesap numarasını ve bankaya olan kredi borcunu bile söyler. Bir kişinin evini ne kadar meblağa satışa çıkardığını, bir diğer kişinin geçen hafta ne kadar harcama yaptığını, bir kadının pahalı bir elbiseye ne kadar ödediğine dair bütün ayrıntıları bilir.

Katılan herkes Dave’in bu kadar şeyi "zihin okuyarak" bilmesi karşısında hayretler içindedir. Onun bu müthiş yeteneği hakkında ne diyeceğini bilemezler, şaşkınlıkla karışık bir hayranlıkla Dave’e bakmaktadırlar.

Bu işin sırrı nedir? Dave zihinleri mi okumuştur gerçekten?

Tabi ki hayır.

Dave her katılımcı ile görüşmesinin sonunda, çadırın içinde kurdukları paravanın perdesini indirir, olay daha da şaşkınlık verici bir hal alır. Çünkü orada bir ekip vardır ve önlerindeki ekranlarda da o kişinin sosyal medyadan ve çeşitli mecralardan toplanan bilgileri görülmektedir. Dave bildiği bütün her şeyin, o kişinin internette paylaştığı bilgiler sayesinde olduğunu açıkça söyler. Katılanlar için tam anlamıyla bu bir şoktur.

HERKESE AÇIK MAHREMİYET

İnsanlar, farklı maksatlarla hiç düşünmeden kişisel bilgilerini rahatça paylaşıyor paylaşmasına, ancak bunların kötü niyetli kişilerce kullanılabileceğini de unutmamak zorundalar.

İşin kötüsü, mahremiyetinin herkese açık olmasını gerçek hayatta rahatsız edici bir durum olarak gören pek çok insan, nedense internette paylaşım yaparken bunu pek o kadar önemsemiyor. O an yaşadığı keyif ve aldığı övgüler hepsini geride bırakıyor.

Bununla ilgili yapılan bir sosyal deney ise bu çarpıcı gerçeğe dikkat çekiyor.

Caddedeki kafeye giren sunucu, oturan bir çiftin yanına yaklaşır ve isimlerini sorar. Sonra kalabalığa döner ve elindeki megafonla bağırır:

“Evet, Tolga ile Ayşe işte burada! Şu an kahvelerini yudumluyorlar!”

Herkes onlara bakar. Çift durum karşısında biraz şaşkınlık yaşar. Bütün gözlerin üzerlerinde olması tuhaf gelir. Sunucu onlara bir kaç soru daha sorar. Sonra yine megafonla bağırır:

"Tolga ve Ayşe iki hafta sonra kır düğünüyle evlenecekler. Tolga inşaat mühendisi ve ikisi de 28 yaşında! "

Çift bu kez kızarır, iyice utanırlar. Bütün gözlerin üzerinde olması, kişisel bilgilerinin herkese ifşa edilmesi onları rahatsız eder. Sunucuya buna bir son vermesini söylerler. Sunucu, “Sosyal medya hesaplarınıza baktım, bu bilgilerin hepsini orada da paylaşmışsınız. Gizli olan bir şey yok ki…” der.

Birbirlerine baktıklarını görünce de şöyle açıklar:

“Şu an söylediklerimi yalnızca buradaki 50-60 kişi belki duydu, belki duymadı. Ama internette daha fazlasını paylaştığınız o kişisel bilgilerinizi binlerce, yüz binlerce insan takip ediyor. Ama siz bundan rahatsız olmuyorsunuz.”

“Hiç böyle düşünmemiştik” der çift büyük bir şaşkınlıkla.

Pek çok insan mahremiyetini sosyal medya vasıtasıyla ifşa ederken bu verilerin herkese açık olduğu gerçeğini gözden kaçırıyor. Televizyonda yayın yapan bir insan kamera dışında kimseyi görmez, ama onu izleyen binlerce kişi onun her hareketini görür. İnternette paylaştığınız her şey de böyledir; karşınızda sadece bilgisayar vardır, siz kimseyi görmezsiniz, ama herkes sizi görür.

NELER YAPABİLİRSİNİZ?

  • Sosyal medyada kişisel verilerinizi içeren hiçbir şeyi paylaşmayın. Örneğin, bir ülkeye seyahate çıkacak olmanın sevinciyle paylaştığınız pasaportunuzda yer alan bilgiler size zarar vermek için kullanılabilir.
  • Sosyal medyaya yüklediğiniz fotoğrafların üzerinde oynanabilir veya o fotoğraflar başka ilişkilerin içine yerleştirilebilir. Fotoğraflarınızı silseniz bile, internetteki hiçbir verinin asla silinmediğini unutmayın.
  • Etrafınızdaki insanları fotoğraf paylaşımları konusunda bilinçlendirin. Başkalarının paylaştığı ve içinde sizin yer aldığınız fotoğrafları asla silemeyeceğinizi unutmayın.
  • Ailenizin, çocuklarınızın, akrabalarınızın fotoğraflarını rahatça paylaşıp övünerek etiketlerken bir kez daha düşünün. Bu tür fotoğrafların dolandırıcılık amacıyla kullanılması bir yana, uygunsuz içerikli sitelerde de istismar edildiğine dair pek çok örnek var.
  • Tatilde iken paylaştığı fotoğraflar yüzünden hırsızların özellikle takip ettiği insanlardan olmayın. Konum belirtmenin de bu amaca nasıl hizmet ettiğini artık hepimiz biliyoruz.
  • Herkese açık yerlerde hizmet veren wifi hizmetlerinde banka hizmetleri, online alışveriş gibi finansal bilgilerinizi kullandığınız işlemler yapmayın. Burda giriş yaptığınız bilgiler pek çok kişi tarafından deşifre edilebilir.
  • “Ben önemli biri değilim. Benim bilgilerimi kim ne yapacak ki? Kim ilgilenir benim paylaştıklarımla, kimin ne işine yarar?” diye düşünmeyin. Sizin bilgileriniz bugün değilse bile yarın aleyhinize kullanılabileceği gibi, sadece size değil, eşinize dostunuza zarar vermek için de kullanılabilir. Sonrasında “Bu adamlar benim hakkımdaki bu kadar bilgiyi nereden biliyordu?” diye sorduğunuzda çok geç olabilir.
  • Bütün sosyal paylaşım siteleri, sizin bilgilerinizi pazarlama amaçlı birilerine satarken, onlara malzeme olarak sunduğunuz içeriklerin neler olduğundan iyice emin olun. Bu hizmetlerin tamamen ücretsiz olduğunu, ama karşılığında sizin haberiniz olmasa da, mutlaka bir şeyler aldıklarını unutmayın.
  • Bir alışveriş sitesinde incelediğiniz bir ürünün, daha sonra başka mecralarda reklam olarak karşınıza geldiğini görmüşsünüzdür. Sebebi de şudur: Bir siteye girdiğinizde o site sizin bilgisayarınıza bir “çerez (cookie)” bırakır. Bu çerezler yardımıyla daha sonra geldiğinizde sizi ve tercihlerinizi hatırlar, size öneriler sunar. Bu bilgiler istatistiki veriler oluşturmak için kullanılır, ama ne yazık ki kötü niyetli kişilerce sizi izlemek için de kullanılabilir. Bu yüzden size ait olmayan cihazlarda bütün hesaplarınızdan çıkış yapmaya dikkat edin.
  • Sosyal medyada daha önce paylaştığınız bir fotoğraf veya yazı yeni iş başvurunuzda olumsuz bir rol oynayabilir. Paylaştığınız her şeyin hayatınızın sonraki kademesinde de karşınıza çıkacağını sürekli aklınızda bulundurun.
  • Tanımadığınız kişilerden gelen mesajlarda yer alan linkleri tıklamayın. Tıkladığınızda hesaplarınıza erişim sağlanmasına izin vermiş olabilirsiniz. Bu hem sizi, hem de sizinle bağlantıda olan kişileri tehlikeye atabilir.
  • Yetişkinlerin bile dolandırılıp şantaja uğradığı sosyal medya ortamında ailenizi ve çocuğunuzu bekleyen tehlikelere karşı dikkatli olun. Çocuklarınız kolayca kandırılabilir, pedofillerin tuzağına düşebilir, dolandırılabilir veya şantaja uğrayabilirler. Tehlikenin bir tık uzakta olduğunu asla aklınızdan çıkarmayın.
Siraceddin El
1999 yılından bu yana web tasarımcı olarak yurt içinde ve yurt dışında sayısız projede yer aldı. 2002 yılında Sanalkurs.net'i kuran ekiptendir. Etkinlik.com.tr'nin de kurucularındandır. Girişimci, tasarımcı ve eğitmen olarak çalışmalarını sürdürmektedir.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

Yukarı Git