Sifonu çekerken iyi düşünün!

Yapıları gereği sabit diski formatlamak ya da silmek aslında hiçbir şeyi yok etmiyor; sadece halının altına süpürüyor. Gerçekten silmek için 'dosya kıyıcı' olarak çevirebileceğimiz türden yazılımlara ihtiyacınız var.

Bilgisayara 'arada sırada' işi düşenler var. Hatta kimi zaman hiç bakmadıkları bile oluyor. İyi de nasıl oluyor? Sabah 9'da başlayıp akşam 6'da bitebilen o işler nasıl işlerdir? Bizimkiler neden bitmez?

Dev şirketlerin patronlarının röportajlarında ofis fotoğraflarına bakıyorum. Bilgisayarları yanlarında duruyor. Üstünde kayda değer hiçbir şey olmayan kocaman masalarının yanındaki dik açılı küçük bir masada. Tel zımbayla antetli kâğıtların durduğu bir keson gibi. Belli ki bakılmıyor bile. İşleri nasıl takip 'edemediklerinin' farkındalar mı acaba?

İşleri 'kısmen' bitirdiğim bir akşamın sakin ofis ortamında dosya ve e-postalarımı temizlerken bunları düşünüp durdum. Bilgisayarda dosya silmenin nesi zaman alır demeyin. Çöp kutusuna sürükle ve boşalt, değil mi? Siz en iyisi bir daha düşünün.
Çünkü dosyalar öyle silinmez!

Çeşitli vesilelerle elime geçen eski sabit disklerde basit birkaç yazılım kullanarak ne bilgiler ele geçirdiğimi bilseniz şaşardınız. Üstelik bu bir meslek haline geldi. Şirketlerin eski bilgisayarlarını satın alarak endüstriyel casusluk yapıyorlar. Allah Şeytan'dan razı olsun; niyeti bozunca her şey nasıl kolaylaşıyor.

Yapıları gereği sabit diski formatlamak ya da yukarıda anlattığım gibi silmek aslında hiçbir şeyi yok etmiyor; sadece halının altına süpürüyor. Gerçekten silmek için 'dosya kıyıcı' olarak çevirebileceğimiz türden yazılımlara ihtiyacınız var (fileshredder.org adresinde ücretsiz bir örneğini bulabilirsiniz). Bunlar aynen gerçek dosya kıyıcılar gibi belgelerinizi iz bırakmadan, geri dönüşü olmadan siliyor. Bu epey zaman aldığı için bahsettiğim türden 'ofis mahkûmu için tehlikeli' şeyleri düşünecek uzunca vaktim oldu.

Suçu bilgisayarlara atmak da işin kolaycılığı. Geçenlerde koridorlardan birinde karton bir kutu içinde çöpe atılmak üzere bırakılmış bir tomar evrak gördüm. O bilgilere ulaşmak için birçok şeyi göze alacak rakiplerimiz olduğuna kalıbımı basarım. Ama çok da anlamsız değil zira binamızda sadece üç kağıt kıyıcı var, o da üç girilmez odada.

Kıymak, imha etmek bir yana her tarafta kontrolsüz yazıcılar olduğu için belge kirliliğinin boyutlarını tahmin bile edemezsiniz. Hemen her ofiste her gün yüzlerce sayfa belge yazdırılıyor. Neredeyse her ofis çalışanı e-posta kullanıyor olmasına rağmen hâlâ bir şeyler onlarca kopya olarak basılıyor ve ortalık bir yerlerde duruyor. Sistem sistemsizlik üzerine kurulu olduğu için herkes istediğinin çıkışını da alabiliyor. Yani hiçbir bilgisayar ekranında "Sen kimsin? Bu belgeye erişmeye, yazdırmaya yetkin var mı?" diye bir soru çıkmıyor.

Oysa artık belirli ölçekteki birçok kurumun bir yazıcı (printer) politikası var. Üstelik çıkış noktası akla ilk geldiği gibi tasarruf da değil. Evet, ister istemez ciddi bir tasarruf da oluyor ama belge yönetimi denen yeni bir uzmanlık alanı sunduklarıyla şirketlerin iş süreçlerinde önemli rol oynuyor.

Örneğin yeni nesil merkezi yazıcılar artık parmak izi okuyarak çıkışları veriyor. Yetkiniz olan bir dosyayı kağıt olarak almak için yazıcının yanına gidip parmak izinizi vermeniz gerekiyor. Böylece hem o sırada yazıcı başındaki diğer kişilerin görmesi engelleniyor hem de çıkışı gerçekten yetkili birinin aldığı belli oluyor. Eğer bunların paranoyakça tedbirler olduğunu düşünüyorsanız etrafınıza biraz 'avcı' gözüyle bakın; ne kadar gerekli olduğunu anlayacaksınız.

Benzer yöntemleri kullanan bir başka avcı grubunu gayet iyi tanıyoruz: paparazzolar. Gerçi bizde papparazi denilen muhabirlerin yaptığı şey topluca aynı mekânların önünde bekleyip gece boyu yüklediği alkolden ve o an patlamakta olan flaşlardan ekşiyen suratıyla çıkan zavallıları çekmekten ibaret. Oysa gerçek papparazi ünlülerin çöpünü karıştırır. Çünkü çöpler çağdaş insanın gizli günlüğüdür. Hatta bizde daha telaffuz edilmeye başlanmayan bir Stalkerazzi sınıfı var ki, eksik kalsın daha iyi.

Dünyanın en popüler bilgisayar korsanlarının hikâyelerini incelerseniz tekniklerinin papparazolardan çok da farklı olmadığını görürsünüz. İşlerinin bilgisayarla ilgili kısmı çok azdır. Akıllı bir hacker için taklit ve ikna yeteneği çok daha önemlidir. Çünkü e-posta şifresini internetten kırmaktansa şirketin bilgi işlem departmanından arıyormuş gibi yapıp güncelleme bahanesiyle sahibinden öğrenmek çok daha kolaydır. Bu yöntemle kaç kişinin banka hesaplarının boşaltıldığını gazetelerde okuyor olmalısınız.

Adına 'atık' dediğimiz şeyin ne denli önemli olduğuna birkaç örnek daha vereyim. 1999'da Ürdün'ü ziyaret eden dönemin Suriye Başkanı Hafız el-Esad, İsrail gizli servisi Mossad'ın otel odasına yerleştirdiği özel tuvaleti bilmeden kullanınca şeker ve kanser hastası olduğu ortaya çıkmıştı. Aynı yöntemi CIA 1987'de dönemin Sovyet Başkanı Mikail Gorbaçov'un boncuklarını bulmak için kullanıyordu. Amerikan başkanlarının her yere kendi özel tuvaletleriyle gelmesi boşuna değil yani (getir.net/yas)...

  • Etiketler;
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

• 12 yıl önce
tesekkurler cok guzel bir yazi olmus
• 12 yıl önce
insanları bilinclendirdiğiniz için teşekkürler
• 12 yıl önce
dikkat etmediğimiz küçük detaylar ne çok iş açıyormuş meğer
• 12 yıl önce
UFFF EN İYİ BİLDİÐİMM İŞ DOSYA SİLMEK Dİ BUNU BİLE BECEREMEMİŞİMMMM:)) ÇOK SAOLUNNN
• 11 yıl önce
bilgileriniz için teşekkür ederiz başaarılarınızın devamını dileriz
• 11 yıl önce
abi harikasın yaa bilgiler için çok teşekkür ederim ...
• 11 yıl önce
bilgileriniz ğüsel evet ama bi kullanıcı eger bi şirketteyse zaten bi server bağlıdır o kendi bilgisayarından cıktı isterse alabilir bunlar server üzerinden izinleri mevkimi ve makamına ğöre çıktı alır yada alamaz eğer iyi bi iş yeriyse zaten kaliyeyi beraberinde ğetireceğinden kaliteyle beraber ğiriş ğüvenliği kat ğüvenliği ğibi yerleri aşabilmesi ğerekir yani ğeçiş kartı ğerekir en azından ki oyle ğidip birinin pc sşne oturıyım çıktı alıyım diyemez ama format konusunda evet haklısınız :D

Yukarı Git