Rengarenk Bir Tasarımcı: Edwin Murat Ganter

Renkli ve cıvıl cıvıl çalısmaları ile dikkat çeken bir arkadaşımızla kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Edwin Murat Ganter
Edwin Murat Ganter

Öncellikle hoşgeldin. Seni tanımayanlar için biraz kendinden bahseder misin?

1981, USA doğumluyum. Küçük yaşlarda Türkiye’ye geldik, yaşamıma şu an burada devam ediyorum. Kendi mesleğimle lise çağlarında tanıştım. Meslek lisesi grafik bölümünden mezun olduktan sonra severek çalışmaya başladım. Çalışmaktan üniversite okuyacak vakit kalmadı sanırım, “fırında piştim” diyebilirim. Basılı işlerde belli bir mesafe kat ettikten sonra web camiasıyla tanıştım. Daha eğlenceli ve yaparken de daha çok keyif alıyorum o günden bu yana. Kendime has tasarımlar da en büyük hazzım oluyor. Boş zamanlarımda digital art tasarımlarımı kendi portfolyom için yapmaya devam ediyorum sürekli.

Tasarıma başlaman tam manasıyla nasıl oldu? Bu alana nasıl yöneldin?

Tasarımla tanışmam lise çağlarında başladı. O zaman bilgisayarla pek ilgim yoktu. Dergi ve gazetelerden bir şeyler kesip kolay bir şekilde yapıyordum keyif alarak. Lisede okurken bölüm öğretmenim yetenekli olduğumu düşünüyordu biraz da, onun yönlendirmesi oldu diyebiliriz. Daha sonra zaten kendi çabamla ve isteğimle belirli bir noktaya ulaştım.

Bir çok tasarımcı ilk olarak Photoshop ile tanışmış sonra tasarıma ilgi duymuştur genelde. Senin Photoshop ile tanışman nasıl oldu? En çok hangi özelliğini seviyorsun? Tasarımlarında başka yararlandığın programlar var mı?

Photoshop ile tanışmam Classic Mac’lerde, staj yaptığım dönemlerde başladı. O zamanlar Photoshop 3 vardı, onu kes bunu yapıştır derken en büyük meraklarım arasında yerini aldı Photoshop. Başka programlardan da illa ki yararlanıyorum: Photoshop dışında kullandıgım diğer programlar, başlıca Illustrator, Flash, Dreamweaver, After Eff ects, Particle Illussion vs... sayabilirim.

Tasarım yaparken nasıl bir yol izliyorsun? Kendine özgü bir yöntemin, ya da o olmadan yapamıyacağın bir şey var mı?

Hangi konuyla ilgili bir tasarım yapacağımı ögrendikten sonra araştırmalarıma başlıyorum. Kendime sorular soruyorum. Bir tasarıma başlarken doğru yolu ve yöntemi bulana kadar biraz kasılıyorum galiba. Olay kafamda çözüldükten sonra gerisi kendiliğinden geliyor zaten. Bunun dışında yapamamak diye birşey yoktur diye düşünüyorum. Biraz gayretle illa ki yapılır.

Çalışmalarına baktığımızda oldukça renkli ve cıvıl cıvıl olduklarını görüyoruz. Seni bu tarz çalışmalara yönlendiren ya da bu çalışmaların oluşmasında seni etkileyen unsurlar neler?

Renk skalasını biraz geniş tutmaya çalışırım. Bu genişlik hoşuma gidiyor ve beni yansıttığını düşündüğüm, sizin de deyiminizle “cıvıl cıvıl ve renk li” bir yol izlemeyi hep severim. Bu içten gelen bir şey herhalde, tam anlamıyla bir açıklama getiremiyorum.

Kendine örnek aldığım favori sanatçılar kimler? Bu sanatçılarda seni etkileyen şeyler neler?

Andy Warhol, Roy Lichtenstein gibi pop art sanatçıları beni bu yola bir şekilde soktu diyebilirim. Salvador Dali’yi de unutmamam lazım. Hepsinin kendine özgü tasarımları, hayal güçleri ve oluşturdukları bir akım var. Bütün bunların beni haddinden fazla etkilediğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Son olarak bu alanda kendini geliştirmekte olan arkadaşlara neler tavsiye edersin?

Eğer gerçekten istiyorlarsa çok çalışıp, hayatı sürekli gözlem altına almalarını öneriyorum çünkü herşey hayatımızın içinde var çok uzakta aramaya gerek yok.

Hakan Nural
Hakkında bilgi eklenecektir.

Yukarı Git