Programlama Üzerine Bir Söyleşi: Abdullah Tekin

Bu sayıda (Bkz. Sanalkurs E-Dergi Sayı: 5) Sanalkurs yöneticilerinden Abdullah Tekin ile Web Programlama üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.

Abdullah Tekin
Abdullah Tekin

Bu sayıda (Bkz. Sanalkurs E-Dergi Sayı: 5) Sanalkurs yöneticilerinden Abdullah Tekin ile Web Programlama üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bu programlama macerası nasıl başladı, önce ondan başlayalım isterseniz…

Programlama merakımı 10 yaşlarımda keşfettim ilk kez. O yıllarda TV ekranını monitör niyetine kullandığımız emektar Commodore 64 ile 100 sayfalık kullanma kılavuzunda yer alan “Zar Atma” programcığını satır satır kodlamış ve “run” komutunu verdikten sonra bu işin çok keyifli olduğunu anlamıştım. 4 yıllık fantastik Commodore 64 sürecinden sonra ailemin de büyük desteğiyle 386DX PC ile tanıştım. Tek yaptığım MS-DOS işletim sistemini çökermek ve sürekli tamire gitmekti. Ancak bir şey daha vardı: Sorunları tespit edebiliyor ve düzeltebiliyordum.


Sonunda bu sayede her defasında bilgisayarcıya tamirat ücreti ödemekten de kurtulmuş oluyordum. “Bu sistem niye çöküp durur ki, ben ne tür bir yetenekle bunu başarıyorum acaba?” derken, bir yandan da bunun sebebi araştırmaya başladım. Artık korkusuzca gidebildiğim yere kadar gitmeye karar vermiştim ve çöker filan diye de korkmuyordum. Arada bir yanımda duran 3 disketlik MS-DOS kurulumuna göz atıyor ve rahatlıyordum. Nihayet sorunun “autoexec.bat”dosyasını sildiğim için olduğunu, buna ek olarak da”confıg.sys” ve “command.com” gibi dosyaların Windows için hayati önem taşıdığını keşfetmiştim.

Bu ilk adımlardı elbette. Þu anda ciddi bir mesafe katetmiş olduğunuz ortada. Sadece kendi uğraşlarınızla mı bu seviyeye ulaştınız, yoksa sizi destekleyen biri veya birileri oldu mu?

O yıllarda birinden destek alabilmek ne mümkün. Bilgisayar ve internet pek fazla yaygınlaşmamıştı, ancak bazı kurumlarda ve bilgisayar firmalarında görebileceğiniz çok önemli ve pahalı bir makineydi. Tüm bunlara rağmen ciddi bir gayretle hepsinin üstesinden gelebildiğimi düşünüyorum.

Þu anda işiniz icabı sürekli internetle içiçesiniz. Ama ilk zamanlara dönersek, internet ile nasıl tanıştığınızı sormak istiyorum ben.

1999 yılının Ağustos’undaydı sanırım. Bir bilgisayar firmasında çalışan bir büyüğümün internette sörf duygusunu bir günlük yaşatması yeterli oldu. 0 gün, o Pazar günü boyunca gezdiğimiz web sitelerini beynimin bir köşesine kaydetmişim, akşam olduğunda da bir baksam ki halen o sularda yüzüyorum. O gün sonrasında artık kararımı vermiştim: Ben de internete girebilmeliydim! Ve sonuçta oldu. 1999 yılının Eylül ayıydı, çok iyi hatırlıyorum, evde kendi bilgisayarımdan internete girdiğim o gün yemek bile yememiştim. Bilgisayarım adeta canlı bir varlık haline gelmişti benim için; insanlarla iletişim kuruyor ve web siteleri arasında yeni birşeyler keşfetmeye çalışıyordum.

İlk 6 aylıklık zaman dilimi genelde IRC odalarında ve sohbet ederek geçti. Aklımda hep web siteleri vardı. “Acaba bu siteleri nasıl yapıyorlar, ben nasıl yapabilirim?” sorusu beynimi kemiriyordu. “Arayan bulur” demişler ya, çok derin araştırmalarım sonunda bir sohbet odasında karşılaştığım yaş olarak benden büyük ve tecrübeli bir kişi bana bu konuda çok yardımcı oldu. (Yolu hep açık olsun!) Bana web site kurulumu hakkında temel bilgiler verdi. HTML diye bir şeylerden bahsediyordu. İlk tepki olarak, “HTML mi? O da ne ki?” diye yadırgadığımı hatırlıyorum. “Bu HTML dediğin şey nedir, nasıl yapılır?” diye sorduğumda kısa bir açıklamanın ardından aldığım cevap bir web sitesini Word programını bile kullanarak yapabileceğim şeklinde oldu. Tamam, yazı yazıyorduk, resim ekliyorduk, ama bir web sitesi de mi yapılabiliyordu? Microsoft Word’ün bu kadar becerikli olduğunu hiç düşünememiştim. Meğer Gates Amca’yı hafife almışım! Hemen boş bir sayfa açıp bir şeyler hazırladım. Dosyayı kaydederken seçenekler arasında hakikaten o meşhur HTML şeklindeki web site formatını görünce dünyalar benim olmuştu. Bu heyecanla kaydettiğim dosyayı açtığımda Internet Explorer açılmış ve karşımda hazırladığım sayfa bir web  sayfası olarak görünmüştü.

Ardından o yıllarda verilen ücretsiz hosting alanlarından birine kaydolduktan sonra hazırladığım HTML dosyasını büyük bir iştahla FTP’ye yükledim. Bu işlemden sonra tarifi mümkün olmayan büyük bir heyecan içinde (Newton bile o elma kafasına düştüğünde bu kadar büyük heyecan yaşamamıştır herhalde) adres çubuğuna linki yazdım ve sonuç: İşte bu benim ilk sayfamdı! “Merhaba dünya!”

Bu anlattıklarınız artık çok geride kaldı sanırım. Bütün bu girişimler sonrasında kendinizi geliştirme aşamaları nasıl oldu?

Buraya kadar olan kısımda “statik bir web sitesi nasıl yapılır” onu öğrenmiştim. Elbette Word ile de sınırlı kalmadı bu girişimler, bir bilgisayar dergisinin hediye CD’lerinde yer alan,  Macromedia Dreamweaver programı dikkatimi çekti. Su gibi içmek herhalde buna denirdi. Programla ilgili ne bulursam anında yalayıp yutmaya başlamıştım. (Þu anda internette kullanmış olduğum Dr.Weaver takma adının da bu devirlerden kalma heyecanın bir parçası olduğunu belirtmek isterim.) Gece yanlarına uğraşıyor, labaratuarlarda amansız bir hastalığa deva arayan bir bilim adamı titizliği ile uzun araştırmalar yapıyordum. Bu sırada gözüme CGI adında bir web programlama dili çarpmıştı. Hemen yine internetin başına geçip meraklı bir şekilde arama motorlarında CGI kelimesini araştırmaya başladım. Nihayetinde kısa bir süre sonra klasik bir HTML sitesini nasıl dinamik bir hale getirebileceğimi öğrenmiş, artık sitemdeki her güncelleme sonucunda FTP üzerinden dosya göndermeye gerek kalmadığını keşfetmiştim. Hakkı Öcal’ın yazmış olduğu CGI kitapçığı bana bu konuda yeni kapılar açarken hızlı bir şekilde kollan sıvamaya başladım. İlk hedef açık kaynak kodlu CGI scriptleri olmuştu. Bulduğum scriptler ile derleme bir web site yapmak istiyordum. İçeriğinde mailing ile ziyaretçiler siteme kaydolmalı, FTP’ye ihtiyaç duymadan anlık haberleri sitemde gösterebilmeli ve anketler oluşturabilme! i ydi m. Grafik benim için ikinci plandaydı. 3 sütundan oluşan sıradan bir HTML yapı oluşturup CGI scriptleri içeriğe gömdüm ilk olarak. İlk sonuçlar olumluydu ve hayret, sistem çalışıyordu. Arkadaşlarım ise büyük bir şaşkınlıkla bakıyorlardı doğrusu bu olaya.

Peki, web programlamaya ilk olarak hangi programla başladınız? Bu kadar ilerleme yeterli oldu mu sizin için?

Önce sondan başlayayım: Tabii ki yeterli olmadı, iyi ki de olmamış. Bugünlere gelmemdeki en önemli faktörlerden biri de öğrendiğim bilgilerle sınırlı kalamayışımdır. Her geçen gün kendimi güncelleyerek yeni gelişmelere ayak uydurmaya çalışıyordum, yoksa kafayı yiyebilirdim. Mevcut bilgiler hiçbir zaman yeterli gelmiyordu çünkü. Hala da yeterli gelmiyor açıkçası.

Web programlamaya ilk olarak hangi programla başladığıma gelince, aktif olarak Zend Studio ile başladım diyebilirim.

PHP ile yazılımlar hazırlıyorsunuz. Peki neden PHP? Bu PHP aşkından bahseder misiniz biraz?

Sanırım CGI’dan sonra PHP daha anlaşılır geldiği için olmalı. Çünkü birbirlerine benzer yapıdaydılar. ASP ya da PHP arasındaki tercih sürecinde kitaplarla kendimi denemiştim ve PHP bana daha yatkın gelmişti. Kavramam hiç zaman almadı. Bu yüzden PHP tercih ettim.

PHP ve ASP.Net’i kıyaslarsanız, gelecekte PHP iyi bir gelecek vaad ediyor mu?

Her ne kadar PHP sevdam olsa da burada objektif olmak lazım. ASP platformunu destekleyen Microsoft gibi bu sektörü bir nevi tekellemiş bir firma var. Ancak bu, diğer yazılımların yok olacağı anlamına gelmiyor, aksine büyük bir rekabet ortamı olduğunu, olacağını gösteriyor, ki bu da programcıların işine gelir. Ancak benim gözlemlediğim bir nokta var: Günümüzde internetteki web sitelerin büyük bir çoğunluğunu PHP ile programlanmış sayfalar oluşturmakta. Bu da demek oluyor ki PHP gerek açık kaynaklı devasa kütüphaneleriyle, gerekse kullanım kolaylılığıyla büyük ilgi görüyor. Özellikle de PHP Nuke, Joomla ve blogların bir çoğunun rağbet görmesi bunun en büyük göstergesi diye düşünüyorum. PHP’nin geleceğinde bence herhangi bir sorun görünmüyor, ama ne kadar haklı olup olmadığımızı zaman gösterecek.

Artık web teknolojileri çok ilerledi ve gün geçtikçe de hızına yetişilmiyor. Ajax ve Web 2.0 teknolojileri de bu hızına yetişilmeyenlerden. Web yazılımında bunların yeri nedir, önemi nedir, ondan bahsedelim biraz da.

Bu işleri öğrenmeye başladığımız ilk zamanlarda her şey durağan bit yapıda ve tüm kontrol de siteyi yapan ya da yaptıran şahıstaydı. Ziyaretçi siteye girer ve işine yarayan bir doküman bulursa işini görür ve bilgisayarına kaydeder, bulamaz ise siteyi terk eder, belki de bir daha uğramazdı. Web 2.0 teknolojisinde ise tüm kontrol ziyaretçiye verilerek özgür bir ortam yaratıldı. Artık herkes dilediği gibi sitelere müdahale edebiliyor ve katılım sağlayabiliyor. Tüm bunların olmasında Ajax teknolojisinin büyük faydası var. Tanım olarak Javascript ve XML Http Request karışımı ile etkileşimli pratik uygulamalar tekniğine verilen bir isim. İlerleyen zamanlarda Web 2.0′ı sonlandıracağı ve 3. kademeye geçilmesini sağlayacağı söylenmektedir. Bu yüzden Ajax mutlaka bilinmesi gereken, önümüzdeki birkaç yıl içinde hemen hemen bütün sitelerde göreceğimiz bir teknoloji.

Son zamanlarda bu kadar teknolojiye rağmen, tüm bunlardan habersiz ve emeksiz yapılan işler hakkında ne düşünüyorsunuz?

“Emeğe saygı” diyerek MP3 ya da film dağıtan siteleri artık herkes biliyor. Bu zihniyetteki insanlar bizim sektöre merak salarak girdiklerinde bahsettiğiniz işlerin olması normal. İnternette yasadışı paylaşımlar yapıp “Ben sıkıldım artık tasarımcı olacağım” diyen birinden de zaten bu tür şeyler beklenir. Mahallesindeki bir firma sahibi sadece internet kullanmasını biliyor diye bu kişiye web sitesini yaptırmaya kalkışır ise ortaya nasıl bir tablo çıkacağını tahmin edebilirsiniz. Piyasada başka sektörde çalışıp ekstradan bu işten para kazanmaya çalışanlar da var. Örneğin, adamın arabası vardır ve “Az çok motordan da anlıyorum” diyerek bozulan başka araçları tamir etmeye kalkışır. Ama bunlar en azından işi ticarete dökmezler, bu sebeple haklarını vermek lazım.

Herkesin web programlamacı olup olmayacağı konusunda ne düşünüyorsunuz? İsteyen herkes bir web programlama uzmanı olabilir mi yani?

Öyle isteyen herkes uzman bir motor tamircisi ya da uçak mühendisi olamadığına göre programcı da olamaz diye düşünüyorum. Bunu Allah’ın vermiş olduğu bir yetenek olarak görüyorum. İçinizde o potansiyel varsa, bunun okulunu okumuş insanların bile yapamayacağı şeyleri yapmanız dahi mümkün. Ama içinizde o potansiyel yoksa ne kadar okursanız okuyun, aklınız yine başka yerlerde olacaktır.

İnternette araştırma yaparken, bu konuyla ilgili kaynak ve eğitim sitelerinin bir çoğunun İngilizce olduğunu görüyoruz. Yabancı dil konusunda da sizin tabirinizle bu potansiyeli olan insanlar zorlanmakta, bu konuda neler tavsiye edebilirsiniz ? Program İngilizcesini nasıl geliştirebilirler?

Araştırma için en azından meslek İngilizcesi şart bir kere. Çünkü bir hata ile karşı karşıya geldiğinizde Türkçe kaynaklı sitelerden bazı zamanlarda çıkmaza giriyorsunuz. İşte böyle acil durumlarda yabancı kaynaklı siteler devreye giriyor. Burada önemli olan arama yaparken anahtar kelimenin de iyi seçilmesidir. örneğin Javascript’te açılır pencere sıkıntınız varsa ve yabancı bir siteden bunu çözmek istiyorsanız arama motoruna şu şekilde kelime girmelisiniz: Burada İngilizce seviyenizin minimum olduğunu varsayalım, “javascript open window” biçiminde dahi arama yapsanız bir sonuca ulaşabilirsiniz. Ancak kesin sonuca ulaşmanın yolu ise şu şekildedir: “javascript popup window”. Bu İngilizceyi geliştirmenin tek yolu ise, ilk yöntemdeki sonuçlar sonrası çıkan siteleri inceleyip o kelime(lerin) farklı anlamları olup olmadığını anlamaktır. Daha da net bir ifadeyle bilgisayarınızda bir sözlüğünüz olmalı, en azından kelimeleri öğrenmelisiniz. Tamam, birebir ne anlama geliyor çıkarmak zor olabilir, ama en azından ne demek istediğini çözmek de çok yararlı olacaktır kanaatindeyim.

Sanalkurs.net’in kurucularından birisiniz. Sanalkurs bugünlere nasıl geldi, ilk zamanlardan bugünlere neler yaşadınız ve gelecekte Sanalkurs’u neler bekliyor?

Sanalkurs.net arkadaşım Siraceddin ile birlikte, hiçbir beklentimiz olmadan, insanlara neler verebiliriz ve “neler yapabileceklerini nasıl gösterebiliriz’ sloganıyla yola çıktığımız bir projedir. İlk zamanlar sayılı kişilerden oluşuyorduk. Kimin girip çıktığı bile belliydi. Başlangıçta sistemimiz hazır bir script olan PHP Nuke’dan oluşuyordu ve biz belli bir noktadan sonra gerek kodlara, gerekse grafiğe fazla müdahale edemiyorduk. Bu durum artık fazlası ile sıkıcı olmaya başlayınca, oturup kendi sistemimizi oluşturduk ve şu an halen aynı sistemle devam etmekteyiz. Bu arada tüm üyelerimize bir müjde vermek istiyorum: Sanalkurs’u Web 2.0′a uygun şekilde sıfırdan tasarladık ve geliştiriyoruz. Bu süreçte üyelerden gelen farklı fikirleri de değerlendiriyoruz. Yeni sistemde, her üyenin kendi sayfası olacak, portfolio sayfasına üyeler çalışmalarını ekleyebilecekler, yazarlarımız diledikleri zaman ders ekleyip düzenleme yapabilecekler. Aynca Türkiye’de pek bilinmeyen yeni bir uygulamayı da deneyeceğiz. Tabii ki her ayrıntıyı belirtip tadını kaçırmak İstemem. Ama şunu açıkça belirtmek isterim: Çok yakın bir zamanda bu sitenin Türkiye’ nin en büyük eğitim portalı olacağına inanıyoruz.

Son olarak, web programlama ile ilgilenmeyi, web programlamayı kendine meslek olarak seçmeyi düşünenler için tavsiyeleriniz neler? Nelere dikkat etsinler?

Maddeler halinde şöyle belirtmek isterim:

İlk söyleyeceğim şey, araştırmacı olmalarıdır. Hazırcı olmasınlar lütfen. Eğer hazırcı olursanız bir yere geldiğinizde tıkanır ve yine birilerine muhtaç kalırsınız.

Bir hata ile karşılaşsalar bile kimseden yardım istememeye gayret göstersinler, önce o hatayla ilgili daha önce “sitelerde paylaşım yapılmış mı?” diyerek arama yapıp sonuca ulaşmayı denemelerinde fayda görüyorum. Soru sorma işini en son seçenek olarak görsünler.
Açık kaynak kodlu scriptleri inceleyip yorumladıktan sonra Not Defterini açıp o kodlara bakarak kendileri yazsınlar. Böylece beyniniz o komutlara aşina olur.

Yeni komutlar keşfettikçe ne anlama geldiklerini araştırsınlar. Bunları yaptıkça sorunları daha pratik şekilde hallettiğinizi ve ortaya mükemmel işler çıkardığınızı göreceksiniz.

Siraceddin El
1999 yılından bu yana web tasarımcı olarak yurt içinde ve yurt dışında sayısız projede yer aldı. 2002 yılında Sanalkurs.net'i kuran ekiptendir. Etkinlik.com.tr'nin de kurucularındandır. Girişimci, tasarımcı ve eğitmen olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

Yukarı Git