Parlak eleman webden ışıldar mı?

Parlak bir personeli web sayfasında karşınıza dizilen uzun listelerin arasında tablo hücrelerinin içinden ayıklamak mümkün müdür sizce?

Geçen ay ülkemizi ziyaret eden Xing.com sitesinin kurucusu ve Başkanı Lars Hinrichs ve Türkiye Genel Müdürü Hakan Gönenli ile bir öğle yemeğinde Xing (Türkçede 'zing' olarak okunur) ve faaliyet gösterdiği alanla ilgili sohbet etme fırsatı buldum.

Hinrichs, 2003 yılında internet üstünden sosyal iş ağı kurma üstüne odaklanan Xing'i kuran ve bugün Avrupa'nın en büyük girişimlerinden biri haline getiren 32 yaşında genç bir isim. Aradan geçen 5 sene içinde kurduğu siteyi 190 ülkeden insanı bir araya getiren bir platform haline getirmeyi başarmış. Aralarında Türkçe'nin de bulunduğu 15 dilde yayın yapan Xing bugün borsaya açılmış, kârlı ve sürekli büyüyen bir organizma halinde.

Anavatanı Almanya'dan ilk dışa açılımı 2005 yılında Çin ofisiyle yapan Xing, Türkiye serüveni bizzat Xing'den esinlenerek cember.net sitesini kuran Çağlar ve Nihan Erol çiftinin girişimini 4 milyon 360 bin avro karşılığı almasıyla başladı. Cember.net kısa bir süre sonra Xing içine entegre edilip ve Türkçeleşmesinin ardından Xing'in Türkiye sitesi olarak çalışmaya devam ediyor.

Peki nedir Xing? Bu site dünyada daha çok Linkedin.com sitesiyle kendini tanıtan iş odaklı bir sosyal ağ. Profesyonel hayatta çalışanların birbiriyle iletişim kurduğu, ağlarını genişlettiği; biraz daha detaylandırsam kimilerine siber tarikat / cemaat gibi gelebilecek yapılanmalardan. Diğer yandan iş yaşamına odaklı milyonlarca üyesiyle yeni bir iş bulmak için de oldukça etkin bir platform.

Hinrichs, Xing olarak nüfusunun yüzde 13'ünü kapsadıkları ülkeler olduğunu söylemişti. Bu çok ciddi bir oran. Türkiye'de henüz yolun başındalar ancak toplam nüfus, içindeki genç ve internet kullanıcısı oranıyla bakılınca şirket için hiç de yabana atılır bir pazar değil. Üstelik içinde bulunduğumuz kriz ortamlarında bu gibi sitelerin öneminin daha da arttığı ortada.

Diğer parlayan alanlardan biri de iş bulmaya odaklanan siteler şüphesiz. Ancak bu alanda sessiz ve derinden bir savaş sürüyor. Türkiye'deki düzenleme nedeniyle internette iş bulmaya aracılık eden küçük çaplı siteler birer birer kapatılıyor. Çünkü İŞKUR (Türkiye İş Kurumu) düzenlemesi bu tip sitelerin hepsini personel seçen ve yerleştiren konumunda değerlendiriyor. Oysa büyük bir bölümü iş arayanlarla firmaları buluşturan; seçmeyi ve yerleştirmeyi personel arayan şirkete yaptıran siteler. Devletimiz her zamanki toptancılığıyla hepsini bir kefeye sokup hükmü kesmiş. Bu yüzden hepsinin 'Özel İstihdam Bürosu' belgesi olmak zorunda. Hatta bu yüzden kimi uluslararası iş arama sitelerine erişim bile Türkiye'den engelli.

Sorunun kökeni istenen şartlar. Bu kapsamda hizmet vermek için sağlamanız gereken şartlar ve yatırmanız gereken teminat sadece büyüklerin ayakta kalmasını sağlayacak şekilde düzenlenmiş. Bizzat personel seçip yerleştirenler için çok akıllıca ve gerekli bir düzenleme ama kariyer.net, insankaynaklari.com benzeri hizmet veren küçük çaplılar için anlamsız ve öldürücü.

Geçtiğimiz hafta bu alandaki pazar lideri Kariyer.net'in Genel Müdürü Yusuf Azoz ile birlikteydim. Söylediğine göre kriz beklendiği gibi kariyer.net'i de vurmuş. Personel çıkartıldığı, şirketlerin küçüldüğü ortamlarda buna odaklanan sitelerin de can damarı kurumaya başlıyor.
Kariyer.net 8,5 milyon kişinin kayıtlı olduğu bir istihdam merkezi. Yarısı aktif olmak üzere 20 bin firma personel alımını bu site üstünden yapıyor. Ortalama 15 bin ilan yayında ilgileri bekliyor. Sunulan hizmetlerin kalitesi ve kullanım kolaylığı nedeniyle gazetelerin basılı kariyer eklerine ilan veren şirketler bile başvuruları ilanlarda bu tip sitelere yönlendiriyor.

Ekonomik kriz bu tip sitelerin gelir kalemi olan firmaların ilgisini düşürürken iş arayanların ilgisini arttırıyor. Kariyer.net'in günlük 350 bin kişiye ulaşan ziyaretçi trafiğini başka bir şekilde açıklamak mümkün olamazdı herhalde.

Zamanla benzer birkaç sektör gibi personel alımının ezici çoğunlukla internete kayacağından şüphem yok. Firmalar için kriterleri belirleyip ilanı verdikten sonra gelen başvuruları otomatik olarak filtrelendirerek inceleme; uyan kişileri belirli düzenlerde gruplayıp çağırmanın web dışında alternatifi yok. Üstelik daha görüşmeye çağırmadan birçok bilgiye ulaşma, geçmişte başvurduğu işlere göz atma gibi ayrıcalıklar da benzersiz. İş arayan içinse kapı kapı dolaşmak, hiçbir standardı olmayan gazete / dergi ilanları arasında aranmaktan çok daha pratik olduğu ortada.

Bu nimetler sayesinde beyaz yakalı ofis çalışanlarının dışında 'mavi yakalı' olarak adlandırılan kesim de internetten aranıp bulunmaya başlanmış.

Ama her şeye rağmen şahsen bu kadar otomasyonun milyonlarca işsiz ve yüz binlerce iş arayanın olduğu bir anda hayat kurtardığını kabul etmekle birlikte işi soğuttuğunu ve siyah-beyaz gibi kesin parametrelerin arasında insani vasıfları gölgelediğini düşünüyorum.

Parlak bir personeli web sayfasında karşınıza dizilen uzun listelerin arasında tablo hücrelerinin içinden ayıklamak mümkün müdür sizce?

  • Etiketler;
M. Serdar Kuzuloğlu
1995 yılında girdiğim medya sektöründe birçok farklı görev üstlendim. Meslek hayatım boyunca trendleri ve teknolojiyi takip edip okuyucu, dinleyici ve izleyicilerime aktarmaya çalıştım. Bu çabamı hala, her fırsatta sürdürüyorum. Posta, Fanatik, Milliyet, Finansal Forum, Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdım (ayrıca Cumhuriyet hariç hepsinin web sitelerinin kuruluşunda görev aldım). Yanı sıra PC WORLD, ComputerWeek, .net, Paprika dergilerinde düzenli köşe yazarlığı yaptım. Radyo Kozmos ve NTV Radyo’da uzun yıllar program yaptım. Technology Channel, Business Channel ve TRT Haber ve TRT 1’de TV programları hazırlayıp sundum. Yeni Nesil Hizmetler Direktörü olarak çalıştığım Doğan TV Holding’de grubun tüm markalarının dijital kurulumlarını tamamladım, stratejilerini belirleyerek yönettim. MYK Medya adıyla kurduğum dijital ajansta yirmiyi aşkın iç yapıma sahip internet televizyonu Televidyon, birçok ilke imza atan teknoloji haber portalı Yahoyt, lokasyon tabanlı sosyal ağ Kaybolduk.biz ve Türkiye’nin ilk nostalji temalı video sitesi Alkışlarla Yaşıyorum gibi hala gururla andığım bir dizi projeyi hayata geçirdim. Halen başta blogum olmak üzere her fırsatta yazmaya; öğrendiklerimi paylaşmaya devam ediyor ve kurucuları arasında yer aldığım İstanbul Bilgi Üniversitesi / Next Academy’de ‘Sosyal Medyada İletişim ve Pazarlama’ başlıklı yüksek lisans dersini veriyorum. Bütün bu uğraşlardan kalan zamanlarda danışmanlık yapıyor, konferanslarda fikirlerimi paylaşıyor, bir dizi dijital projede yatırımcı ve girişimci olarak yer alıyorum.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

Her ne kadar çalışanın işi şansa kalmaz densede sanırım bu kadar parlak insanın bulunduğu kabarık hücrelerde ön sıralaramı yerleşmek gerek ? : ) Yazı için çok teşekkürler serdar abi zevkle okudum.

Yukarı Git