Paralar bankada, veriler bulutta

2008 yılı benim için hem iş hem de özel yaşamımda hayatımın en keskin değişimlerin yaşandığı bir yıl oldu. Şu ana kadar görünen o ki, her şey daha iyiye gidiyor.

2008 yılı benim için hem iş hem de özel yaşamımda hayatımın en keskin değişimlerin yaşandığı bir yıl oldu. Şu ana kadar görünen o ki, her şey daha iyiye gidiyor. Görünmeyen kısımlarında ne olduğunu da zamanla anlayacağız. Kişisel olarak 2008'e yönelik en büyük sıkıntım 'gönülsüz' olarak verdiğim teknik destek hizmetindeki inanılmaz artış oldu gibi.

Etrafımdaki hemen herkesin başına güvenlikle ilgili bir iş geldi. Ya bilgisayarlarına virüs girdi, ya kullanıcı hesapları çalındı, ya banka hesabı boşaldı ya da çaldırdığı bilgisayar, cep telefonu yüzünden başına bin türlü iş açıldı. Bunların neredeyse tamamı kendi boş vermişlikleri ya da tedbirsizlikleri yüzünden oldu. İşin kötüsü yaşadıkları da onlara ders olmadı; çoğu aynı halde devam ediyor.

Bu bahaneyle sene boyunca yazılarımın arasına serpiştirdiğim bir konuyu burada bir kere daha tekrarlayayım o zaman. Bilgisayar ya da cep telefonunuzda hiçbir bilgi tutmayın. Ya da şöyle diyelim; bilgisayarınızdaki verinin bir kopyası mutlaka webde de dursun. Bunu düzenli yedek alıp onu da internete yüklemek olarak düşünmeyin. O işi en fazla haftada bir yapabilirsiniz, iki seferde de usanırsınız onca emek de boşa gider.

Benim dediğim veriyi webde yaratıp kullanmak. Örneğin bilgisayarınızda kurduğunuz bir programla e-postaları sunucudan kendi diskinize çekmek yerine Hotmail, Gmail, Yahoo gibi hizmetleri kullandığınızda kullanıcı adı ve şifrenizi girdikten oturduğunuz her bilgisayar sizindir.

Üstelik böylece sadece e-postalarınız değil adres defteriniz de webde durur. Böylece bu bilgileri istediğiniz her bilgisayar ve benzeri cihaza senkronize edebilirsiniz.

Aynı şey takviminiz, notlarınız ya da başka şeyler için de geçerli. Örneğin Google'ın ücretsiz defter hizmeti (google.com/notebook/ ) küçük notlarınızı, alışveriş listelerinizi ya da hatırlamanız gereken bilgileri saklamak için birebir.

Web tarayıcınıza kaydettiğiniz (yer imleri ya da favorileriniz) için foxmarks.com benzeri ücretsiz hizmetleri ihmal etmeyin. Herhangi bir bilgisayardan; hatta cep telefonunuzdan bile saniyeler içinde adreslerinize erişmenin konforunu anlatmak güç. Foxmarks'ın yeni sürümü web sitelerine ait şifrelerinizi bile saklayıp farklı bilgisayarlar arasında eşleştirebiliyor.

Peki bütün bunları yapınca ne olacak? Bilgisayar denilen şey giderek bugünkü anlamda önemini yitirecek. Artık bilgisayarların kapasitesinden önce internete erişme hızına bakacağız. Ne kadar çok veriyi internette taşıyıp ne kadar çok işlemi webdeki sunucularda yapabilirsek elimizdeki sistemlerin yükü o kadar hafifleyecek.

Bunu şöyle de açıklamak mümkün. Her eve mükemmel bir aşçı yerleştirip karın doyurmak yerine mükemmel bir aşçının yönettiği bir yemek fabrikasından her gün evimize sipariş ederek karnı doyurmak da mümkün. Birinci yöntem hem pahalı, hem de ütopik. İkincisiyse olası ve mantıklı.
Kullandığım yeni Nokia cep telefonlarında bir özellik var. Önceden belirlediğiniz bir kısa mesajı telefonunuza yollayınca cihazı kilitliyor. Kullanılamaz hale getiriyor demek iddialı olur ama kimi durumlarda verinizi kopyalamak, şifrelerinizi değiştirmek gibi süreçler için zaman kazandırdığı kesin. Birçok web tabanlı hizmet de bu tip güvenlik mekanizmalarına sahip.

Her türlü elektronik bilgimizin uzakta, bilinmeyen bir noktada, her an güvende, şifremizin ucunda olduğunu bilmek şüphesiz çok güzel ancak uzun vadede en büyük faydayı alabilmek için bütün bu işlemlerin ortak bir kullanıcı adı ve şifreye ya da profile bağlanması gerekiyor. Google'ın, Facebook'un, OpenID gibi yeni girişimlerin hedefi de bu.

O zaman da iki konuyu çok iyi düşünmek gerekiyor. Birincisi öyle bir dünyada şifremizle birlikte hayatımızda kaybedeceğimiz şeylerin farkında mıyız? Bankamıza giremesek, postalarımıza bakamasak, abone olduğumuz hizmetlere erişemesek, özetinde bütün kimlik bilgilerimizi kaptırsak hayat neye dönerdi? Parasız, pulsuz, kimliksiz...

Diğer yandan; bütün bilgilerin durduğu o noktada veri güvenliğinden kim sorumlu? Daha doğrusu ortada bir güvenden söz etmek mümkün mü? Hizmet aldığımız sitelerin okumadan 'kabul ettim' diye geçtiğimiz sözleşmelerine dikkat ederseniz hiçbiri verilerimize yönelik bir güvence vermiyor. Yani bir sızma, saldırı, dikkatsizlik sonucu onlara biri erişirse ya da hepsi uçup giderse derdi sizin...

Haydi bunu da geçelim; böyle bir bilgi silosu devletler, istihbarat kuruluşları için nimet değil de nedir? Bunlara bizden gayrı kimsenin erişmediğinden emin olabilir miyiz?

2009'da web tarayıcılarımızın içinde çalışan daha çok uygulama göreceğiz. Web üstündeki varlığımızın, kredimizin ve etkinliğimiz de daha önemli hale gelecek. Bütün bunları yapabilmemizi sağlayan cep telefonu ve taşınabilir bilgisayarlarda ucuzlamanın da süreceği kesin.

Bu rotada şimdilik görünen sıradan kullanıcıların aklının ereceği kadar basit hizmetlerin çığ gibi büyüyeceği ve bilgi hırsızlarının altın çağını yaşayacağı. Facebook'ta arkadaş listenin hepsini davet ettiğinde profil resmine kimin baktığını öğreneceğine inanan 1 milyon insan bir çırpıda bulunabiliyorsa, varın tuzak kurup yemleme derdine düşenin eline geçirebileceklerini siz hesap edin.

2009'un kendi hayatınız için biraz daha emek vermeye gönüllü ve hedefleri önceden belirlenmiş bir yıl olmasını dilerim...

  • Etiketler;
M. Serdar Kuzuloğlu
1995 yılında girdiğim medya sektöründe birçok farklı görev üstlendim. Meslek hayatım boyunca trendleri ve teknolojiyi takip edip okuyucu, dinleyici ve izleyicilerime aktarmaya çalıştım. Bu çabamı hala, her fırsatta sürdürüyorum. Posta, Fanatik, Milliyet, Finansal Forum, Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdım (ayrıca Cumhuriyet hariç hepsinin web sitelerinin kuruluşunda görev aldım). Yanı sıra PC WORLD, ComputerWeek, .net, Paprika dergilerinde düzenli köşe yazarlığı yaptım. Radyo Kozmos ve NTV Radyo’da uzun yıllar program yaptım. Technology Channel, Business Channel ve TRT Haber ve TRT 1’de TV programları hazırlayıp sundum. Yeni Nesil Hizmetler Direktörü olarak çalıştığım Doğan TV Holding’de grubun tüm markalarının dijital kurulumlarını tamamladım, stratejilerini belirleyerek yönettim. MYK Medya adıyla kurduğum dijital ajansta yirmiyi aşkın iç yapıma sahip internet televizyonu Televidyon, birçok ilke imza atan teknoloji haber portalı Yahoyt, lokasyon tabanlı sosyal ağ Kaybolduk.biz ve Türkiye’nin ilk nostalji temalı video sitesi Alkışlarla Yaşıyorum gibi hala gururla andığım bir dizi projeyi hayata geçirdim. Halen başta blogum olmak üzere her fırsatta yazmaya; öğrendiklerimi paylaşmaya devam ediyor ve kurucuları arasında yer aldığım İstanbul Bilgi Üniversitesi / Next Academy’de ‘Sosyal Medyada İletişim ve Pazarlama’ başlıklı yüksek lisans dersini veriyorum. Bütün bu uğraşlardan kalan zamanlarda danışmanlık yapıyor, konferanslarda fikirlerimi paylaşıyor, bir dizi dijital projede yatırımcı ve girişimci olarak yer alıyorum.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

Çok doğru. Benimde dilim yandı. İframe virüslerinden birini yedim ve bir çok FTP bilgisi kayıtlı site İframe yedi. webdakika.com gibi siteler bir günde iki kere sorun yaşadı. Gerçi çok büyük bir site değil ama yeni açılmış olması bakımından kaynaklanıyor. Web sitesi ve wordpress temaları hazırlayan bir kişi olarak tüm verilerimide kaybettim. Bunun nedeni bilgisayarıma format atarken yanlışlıkla D: ye ikinci windows u kurmam :) yani tüm bilgilerim D: içindeydi. Şimdi bu birikimi yapmak için ben 4 sene verdim. Geriye ne kaldı (hiç). Çok kötü birşey gerçekten. Eliniz kolunuz bağlanıyor. Yazdığım şiirler çoçukluk hatıraları fotoğraflarım vb. gibi bir çok veri. Yani sil baştan yaşamak lazım şimdi. Bundan sonra bende WEB üzeinde yedekleme yöntemlerini kullanacağım. Yazı için teşekkürler.

Yukarı Git