Kağıt üstündeki haberin sonuna doğru

Haber almak, haberdar olmak, insanın en temel ihtiyaçlarından. Kimileri genel anlamda her şeyle ilgili; kimileriyse daha çok kendi ilgi alanına gömülü.

Haber almak, haberdar olmak, insanın en temel ihtiyaçlarından. Kimileri genel anlamda her şeyle ilgili; kimileriyse daha çok kendi ilgi alanına gömülü. Türkiye de bu tabloda bir istisna değil. Ama bizdeki haber sitelerinin hâlâ bu kadar çok ziyaretçi çekmesini kullanıcıların internette hangi seçeneklerin olduğunu tam bilmemesi ya da haber sitelerinin haberden çok eğlenceye yönelmiş olmasına bağlayabiliriz.

Dünyada 'haber sitesi' denince karşımıza çıkan kaynakların kadro ve içerik derinliğinin bizimkilerle kıyas götürür yanı yok. Örneğin Türkiye'nin en çok ziyaretçi topladığı iddiasındaki gazete sitesinin haber kısmına 6-7 kişilik bir ekip bakıyor. Yabancı rakiplerinin neredeyse sadece grafiker kadrosu bu kadar kişiden oluşuyor. Tabi bir de trafiğin ne kadarının haberden geldiği meselesi var. Zira ben foto-galerilerin site trafiğinin yüzde 40'ına ulaştığı kimi örnekleri biliyorum. Salt haberin okuyucu sayısı sandığınız ve duyduğunuzdan çok daha az ne yazık ki.

Yoğun gündemle mücadele ve bitmek bilmez beklentiye sahip okura hizmet etmenin dar kadroyla nasıl bir şey olduğunu bilmeyen bilmez. Ama rekabet de asla bahane dinlemez.

İşte 'yeni medya'nın doğmasını sağlayan bu açmaz, ibreyi durdurulamaz bir şekilde önce genel anlamda internete; ardından okuyucusuyla beslenen web sitelerine kaydırıyor. Bu süreçte de sistemin ekseni, aksları ciddi şekilde yer değiştiriyor.

Asyadan göç etmiş Amerikalılara yönelik 30 yıldır kesintisiz yayın yapan haftalık AsianWeek gazetesi geçtiğimiz hafta basılı sürümüne son verip sadece internette yayın yapacağını açıkladı. 60 bin tirajlı bu haftalık gazetenin Yayın Yönetmeni James Fang gerekçe olarak her geçen gün daha az büyük gazetenin, daha az gazete okuyucusunun ve reklam verenin kalmasını gösterdi. Haksız diyebilir miyiz?

Diğer yandan 100 yıllık geçmişe sahip günlük Christian Science Monitor gazetesi de önümüzdeki nisan ayında baskıyı durdurup sadece internetten yayın yapacak. Böylece ABD tarihinde online tarafa geçen ilk günlük gazete olacak.

Aynı stratejiyi senelerdir gündeminde tutan 1851 doğumlu The New York Times gazetesi de kâğıt sürümüne son verip 1995 yılından bu yana yer aldığı webde devam etme kararını kesinleştirenlerden. Yılda 146 milyon ziyaretçiyi kendine çeken siteleri böylece 'kâğıda sığan her haber' sloganını daha zengin bir platformda devam ettirebilecek.

Geleneksel medyanın bu yeni kurallara uymasını 'tenezzül etme' gibi de algılamayın sakın. Çünkü herkes farkında ki özellikle dergi ve gazeteler; yani basılı güncel haber kaynakları ölüm döşeğinde. Düşen tirajlar muhabir kadrolarını vuruyor. Muhabiri kalmayan gazeteler özel haber üretemeyip ajanstan beslenmeye başlıyor. Ajans haberlerini de web siteleri bir gün öncesinden saniye saniye verdiği için ortada farklılaşacak bir tek köşe yazarları kalıyor. Bugün Türkiye'de istisnasız bütün gazete sitelerinde en çok okunan bölümün yazarlar sayfası olması sebebi de bu.

Hepsi bir yana; bugün gazete ve dergiler internetteki günlük ziyaretçi sayısını basılı ortamda tiraj anlamında rüyasında bile göremez.
Örneğin bu yazıyı ekrandan okuyanların sayısı kâğıttan okuyanların dört katı. Peki Radikal gazetesi sadece internette çıksa ve tasarruf edeceği kaynağı insana yatırsa ve muhteşem bir web haber kaynağı olsa? İşte o da ayrı dert çünkü gazeteye reklam veren firma aynı gazetenin web sitesine reklam vermeye yanaşmıyor. Neyse ki o kuşak da yavaş yavaş toprak oluyor.

Üstelik geleneksel mecraları bekleyemeyip kendi platformunu kuran internet kullanıcıları sanıldığından çok daha fedakâr. Örneğin dünyanın en büyük bilgi kaynaklarından biri haline gelen internet ansiklopedisi Wikipedia.org prensip olarak reklam almıyor. Ancak milyonlarca ziyaretçisine sunduğu hizmet kalitesini koruyabilmek için de paraya ihtiyaç duyuyor. Bunu da her sene düzenlediği bağış kampanyasıyla topluyor.

Site kalem kalem ne kadar paraya, ne için ihtiyaç duyduğunu yazıyor ve yardım çağrısı yapıyor (wikimediafoundation.org/wiki/Bağış ). 23 kişilik ekibinin maaşı, temsil giderleri, kira, sabit harcamaları ve bilişim yatırım ve giderlerinden oluşan bu bütçede ihtiyaç duyulan miktar 2009 için 6 milyon dolardı. Aralarında benim de bulunduğum 125 binden fazla gönüllü bu parayı kısa bir sürede bağışladı. O 6 milyon doların içinde 30 lira da benim katkım var. Sene boyunca ondan aldıklarıma bakınca hiç gözümde büyümüyor doğrusu.

Bütün bu tespitlerin özeti şu; web neslinin gözü aç, seçeneği çok ve sabrı yok. Küreselleşen dünyanın küreselleşen gündemi de geleneksel kaynakların hâkimiyetine izin vermeyecek kadar yüklü. Geleneksel medya, yeni mecralardaki yeni okuruyla, yeni dili ve yöntemleri kullanarak buluşamadığı sürece yana yana eriyen hoş görünümlü, romantik bir mumla aynı kaderi paylaşacak.

Üstelik bütün bu süreci önümüzdeki 10 yıl içinde yaşayıp bitireceğiz...

  • Etiketler;
M. Serdar Kuzuloğlu
1995 yılında girdiğim medya sektöründe birçok farklı görev üstlendim. Meslek hayatım boyunca trendleri ve teknolojiyi takip edip okuyucu, dinleyici ve izleyicilerime aktarmaya çalıştım. Bu çabamı hala, her fırsatta sürdürüyorum. Posta, Fanatik, Milliyet, Finansal Forum, Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdım (ayrıca Cumhuriyet hariç hepsinin web sitelerinin kuruluşunda görev aldım). Yanı sıra PC WORLD, ComputerWeek, .net, Paprika dergilerinde düzenli köşe yazarlığı yaptım. Radyo Kozmos ve NTV Radyo’da uzun yıllar program yaptım. Technology Channel, Business Channel ve TRT Haber ve TRT 1’de TV programları hazırlayıp sundum. Yeni Nesil Hizmetler Direktörü olarak çalıştığım Doğan TV Holding’de grubun tüm markalarının dijital kurulumlarını tamamladım, stratejilerini belirleyerek yönettim. MYK Medya adıyla kurduğum dijital ajansta yirmiyi aşkın iç yapıma sahip internet televizyonu Televidyon, birçok ilke imza atan teknoloji haber portalı Yahoyt, lokasyon tabanlı sosyal ağ Kaybolduk.biz ve Türkiye’nin ilk nostalji temalı video sitesi Alkışlarla Yaşıyorum gibi hala gururla andığım bir dizi projeyi hayata geçirdim. Halen başta blogum olmak üzere her fırsatta yazmaya; öğrendiklerimi paylaşmaya devam ediyor ve kurucuları arasında yer aldığım İstanbul Bilgi Üniversitesi / Next Academy’de ‘Sosyal Medyada İletişim ve Pazarlama’ başlıklı yüksek lisans dersini veriyorum. Bütün bu uğraşlardan kalan zamanlarda danışmanlık yapıyor, konferanslarda fikirlerimi paylaşıyor, bir dizi dijital projede yatırımcı ve girişimci olarak yer alıyorum.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

GÜZEL.

Yukarı Git