İş, Aş, Haydar Baş...

Lafın tamamı deliye söylenir dense de, anladığım kadarıyla gazetede bir şeyler yazarken cinas, eşanlam, ironi, soyut kavram gibi şeylerden uzak durmak gerekiyor. Hatta en garantilisi Resmi Gazete tadında gitmek herhalde. Kulaktan kulağa oynarken lafın sonunda geldiği halin yarattığı dehşeti hafta boyu sektirmeden yaşıyorum.

Lafın tamamı deliye söylenir dense de, anladığım kadarıyla gazetede bir şeyler yazarken cinas, eşanlam, ironi, soyut kavram gibi şeylerden uzak durmak gerekiyor. Hatta en garantilisi Resmi Gazete tadında gitmek herhalde. Kulaktan kulağa oynarken lafın sonunda geldiği halin yarattığı dehşeti hafta boyu sektirmeden yaşıyorum.

Canım efendim; ben geçen "İşe gitmeyi kim ister ki?" derken "Çalışmak istemiyoruz" mu dedim? Hoş; elbette istemiyoruz yani, hasta mıyız biz? Bir köşede yeterinden fazla parası olsa bu kadar hırslı, gecesini gündüze katarak çalışan olur muydu dersiniz? O tatlı sabah uykularından, mis gibi bahar güneşinden, çoluk çocukla geçirilecek huzur, mutluluk dolu anlardan vazgeçme sebebimiz müdürden, patrondan gelecek iki yalandan aferin midir? Elbette değil. Eğer ruh sağlığımızda bir sorun yoksa, bunları para için yapıyoruz. Aldığımız verdiğimizi karşılıyor mu derseniz o ayrı mesele; tartışma yeri de burası değil.

Özetle; geçenki yazımın anafikri, iş yapmak için işyerine gitme devrinin sonuna doğru geldiğimizdi. Yani yakın bir gelecekte işverenler de bunun iyice farkına varacağı için bizim için katlandıkları servis, yemek, masa, sandalye, ampul, kira, bakım, onarım, su, güvenlik gibi masraflara elveda deyip bizi evlerimizden çalıştıracaklar. Bu öngörü elbette beyaz yakalılar için. Yoksa bir araya gelip üreten eller tarihi çarpıklığı beslemeye devam edecek hiç şüphesiz...Biz iş sahibi çokbilmiş şımarıkların derdi bitmez ama ayın karanlık yüzünde de ev ve sokağa mahkûm mutsuz işsizler ordusu var. Peki onlar ne yapsın?

Bir dönem bu köşede online oyunlardan epeyce bahsettik. Rakamlara göre halen internet tabanlı oyunlarda 'oynayarak' kazanılan para birçok ülkenin saat başı ortalama işçi gelirinden fazla. Yani şöyle düşünelim; evinde hiçbir şey yapmadan hayıflanan birisi bilgisayar başında bir oyunda yarattığı karakterleri, yetenekleri ya da benzer 'sanal' değerleri satarak en azından kendi geçimini sağlasa fena mı? (Tıklayın)

Bu oyunlarda kazanılan para öyle boyutlara ulaştı ki herhangi bir sebeple başından kalkmanız gereken anlarda işi devralan 'bot' adlı yazılımlar çıktı. Fark edildiği anda oyundan kovulmanıza ve gelirinize el konulmasına yol açan bu botlar sayesinde 24 saat sanal şeyler geliştirip satan 'klanlar' türedi. Hatta rakip 'esnafa' karşı savaş açan, oyundaki organize saldırılarıyla onları öldüren ya da işlemez hale getiren sanal suçlular bile doğdu. Örneğin geçen sene Hollanda'da 17 yaşındaki bir genç, oyun içindeki sanal bir otelden 4 bin avro değerinde eşya çaldığı için tutuklandı. Ne yazık ki tutuklayan polis ve girdiği hapisane sanal değildi... Bunlar ilginizi çektiyse daha da fazlası için virtual-economy.org adresine göz atmayı sakın ihmal etmeyin.

Eğer 'oyun' para kazanmak için çok iyi bir seçenek gibi gelmediyse o zaman daha ciddi seçeneklere geçelim. Örneğin yazılım geliştirebilirsiniz. Bunun için ihtiyacınız olan üç şey var: Bilgisayar, internet bağlantısı ve İngilizce. İngilizce'nin amacı forum ve benzeri kaynakları takip için. Çünkü Türklerin en çok korktuğu şeylerin başında bilgiyi paylaşma geliyor. Dolayısıyla büyük oranda ellere muhtacız ve ne mutlu ki onlar da kimseden yardımı esirgemiyor. Web teknolojileri üstüne uzmanlaşacaksanız tamamen internet üstünden öğrenebileceğiniz birçok seçenek var. Microsoft için .ASP ya da tercihen net, açık kaynak için PHP, Ruby, Rails, Phyton ve dahası... Para ve zamanınız müsaitse kurslara da gidebilirsiniz, ancak Türkiye'de bilişim eğitim kurumları yuları Microsoft'a kaptırdığı için fazla bir şey beklemek yersiz olur (bu konuya sonra gireceğiz).

Ardından yapmanız gerekenin sağa sola haber salıp ucuza web sitesi yapmak ya da kariyer sitelerinde iş ilanı kovalamak olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü internet çok daha fazlasını sunuyor. Benim bile kimi işlerde kullandığım rentacoder.com benzeri siteler de başlangıç için iyi bir kaynak. Bu sitelerde dünyanın dört bir yanından insanlar ihtiyaçlarını yazıp ihaleye çıkıyor. Eğer bilginiz ve zamanınız müsaitse siz de başvurup kaça yapacağınızı yazıyorsunuz. İhaleyi açan kişi fiyatlara, firma ya da kişilerin önceki işlerden aldığı referans ve yorumlara bakarak birini seçiyor. Seçilirseniz devamı evinizde oturup o işi vaat ettiğiniz zamanda bitirmekten ibaret. Bitince yazılımı merkezi sitenin sunucusuna kuruyorsunuz. Karşı taraf bağlanıp bakıyor. Onay verirse istediğiniz para onun hesabından sizin hesabınıza aktarılıyor, yazılım da karşı tarafa e-mail ile yollanıyor. İnsanlar birbirini görmeden, hatta telefonla dahi konuşmadan işi bitiriyor.

Ben bu yazıyı yazarken baktığımda sadece Rent a Coder'da 2 bin 787 iş bekliyordu. Hâlâ boş boş oturuyor musunuz yoksa?

  • Etiketler;
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

hayalimdeki iştir böyle evde serbest şekilde müşteriyi bile görmeden para kazanmak bundan 10 yıl öncesinde dahi düşünürdüm. bu işten anlayanlar boş durmasın bence olay gayet güzel

Yukarı Git