İnternetin Yeni Gözdesi: Sosyal Medya

Günümüz iş dünyasının beklenen yeni pazarlama ve halkla ilişkiler fırsatlarından sayabileceğimiz sosyal medya nedir? Nereden başlanmalıdır? Gelin hep birlikte bir göz atalım.

Günümüz iş dünyasının beklenen yeni pazarlama ve halkla ilişkiler fırsatlarından sayabileceğimiz sosyal medya nedir? Nereden başlanmalıdır? Gelin hep birlikte bir göz atalım.

Sosyal medya, aslında yeni bir şey değil; yaşadığımız hayatın içerisinde her zaman olan şey. Sosyal medya, insanla birebir ilişkisi olan tüm taktikler demek değildir ama, pazarlama stratejileri için ihtiyaç duyulan sosyal medya taktikleridir.

Asıl soru Facebook ya da Twitter'i kullanıp kullanmamak değil de, "Bu portalları nasıl kullanırsam şirketimin pazarlamasında beni başarıya ulaştırır?'' sorusudur.

Kısaca sosyal medya, her bir bireysel müşterinin ihtiyaçları ve hedefleri olarak tanımlanır.



YENİ NESİL GÖZÜYLE?

Yeni nesildeki potansiyel, bazı pazarlama alanlarında sosyal medya tarafından dramatik bir şekilde tahmin edilmişti (genellikle internet kanalıyla). Radyo yayınlarının yaygın olduğu zamanlarda yapılan satış mesajlarının sonuçlarının ne olacağı bilinmiyordu. Bu durum ortalıkta serbetçe dolaşan ne olduğu, ya da ne yaptığı belli olmayan, tabiri caizse gaipten ulumalara sebep oluyordu. Günümüzde yeni nesil bu konularda çok daha farklı fikirler buluyor. Online olarak insanlar, bilgisayarlarından ürünler ve cevaplar için arama yaptıklarında görünür oluyorlar. Bu yeni nesil için çok önemli bir unsur. Fakat son birkaç yılda bu durum enteresan bir şekilde değişti ve sosyal medya ile birlikte yadsınamaz bir girişim alanına döndü.



Bu durum, insanlar nerede olurlarsa olsunlar, arama yaparak kendi beğendikleri markalarını bulabilecekleri bir sistem anlamına geliyor. Blog eklemek, internete dosyalarınızı, resimleri upload etmek , bunları etiketlemek, ya da doğrudan Flicker'da resimlerinizi yayınlamak, müşterilerinizden aldığınız testimonial (referans) videolarınızı Youtube'da yayınlamak, Facebook'ta, Twitter'da ya da LinkedIn'de profil oluşturmak, linklerinizi paylaşmak bu büyük sosyal endüstrinin network sitelerinde yapılabilecek şeylerdir. Bunun yanı sıra yeni neslin sürekli güvenerek kullandığı siteler de var: Bunlar, Yelp, Google, Maps ve İnsiderpages gibi siteler. Eğer bunlarda senin şirketin yoksa, ya da bu siteleri kullananlar sana online olarak ulaşamıyorsa sen pazarda değilsin demektir.

ELİNİZDEKİLERİ EN İYİ ŞEKİLDE KULLANIN

Online imkânlarınızla şirket profilinizi oluşturmak ya da ürün, hizmet ya da kendinize ait videolarınızı upload etmek, başlamak için en iyi yoldur. Fakat bunlarla eşdeğer olan diğer şeyler de içeriği iyi belirlemeniz, sık sık güncellemeler yaparak kendinizi iyi tanımlamanızdır. Böylece aramalar sonucu indekslemelerde size ait bloglar, profiller vs. bulunacak ve size ait marka ve diğer çalışmalara anında ulaşılabilecektir.

Bunlarla birlikte, başka sitelerden sizin sitenize verilen linklerden sitenize ulaşılması, kendiniz ya da firmanız hakkında yazdıklarınız, profil resimleriniz gerçek potansiyele sahip kişileri size çekecektir.
Sosyal medya çalışmalarınızla iç içe yapmış olduğunuz diğer katalog, broşür gibi çalışmaları da aynı özen ve dikkatle yapmalısınız. Çünkü bunlar birbirlerini besler ve her ikisi de performansınızı arttırır.

MERKEZ ÜSSÜNÜZÜ KURUN

Sosyal medya çalışmalarınıza başladığınızda size tüm bu bağlantıların aynı merkezden yönlendirileceği birinci sınıf bir web site ya da blog gerekmektedir. Buna sosyal medyanızın ana merkez üssü diyebilirsiniz. Bu sitede size ait tüm aktiviteler, çalışmalar, konuşmalar olmalıdır ve yeni neslin ilgisini çekebilecek ve beklentilerine cevap verebilecek gelişmiş içerikler yer almalıdır. Direkt olarak katılım sağlanabilecek bir sistem olmalı bu platform.

YENİ BİR AÇILIM DOÐUYOR

Sosyal medya kavramı pazarlama sektöründe ciddi bir açılıma sebep oldu. Bunun nedenlerinden ilki birçok mecradan daha hızlı, daha etkili ve geri dönüşü ölçülebilir imkanlar sunmasıydı. Bir diğer önemli neden de ucuz olmasıydı.

Sosyal medyada, insanlar bir ürün ya da hizmet hakkında hiç farkında olmadan bilgi sahibi olduklarını görmekteler. Bu yönüyle viral marketing'e benziyor. Ama bence bu özelliğinden ziyade hedef kitlenin katılımıyla oluşan özellikleri bahsi geçen ürün ya da hizmetin daha çok benimsenmesini ve bu sayede de algıda seçili hale gelmesini sağlıyor.

Sosyal medya sadece ürün, hizmet pazarlamasında kullanılmıyor. Ünlü bir sanatçıyı, futbolcuyu ve daha akla gelebilecek birçok kişiyi içeriyor. Bu kişilerin yaptıkları çalışmaların tanıtımını, çıkardıkları kitaplar hakkındaki eleştirilerini birçok kişi okuyor, okutuyor sosyal medya sayesinde.

Bu demek ki, aslında her kişinin kendisini sosyal medya sayesinde belli bir noktaya getirebileceğidir.

Bir diğer sosyal medya sonucu da aslında artık ürün, hizmet ve sanatsal basın toplantılarına basın ve medyanın yanı sıra internet dünyasının ünlü blog yazarlarını davet etmek zorunda kalmaları olacak. Hatta basından daha önem verecekleri kanaatindeyim yakın gelecekte.
Blog yazarlığı konusunu ayrı ele almak istedim. Zira sosyal medya kavramında büyük yer tutan bu olay, günümüz online dünyasına birçok açıdan katkı sağladığı gibi pazarlama anlamında da yeri büyüktür.
Blogları takip edilen yazarların ulaştıkları kitleler esasında birçok pazarlama ajansının ağzını sulandırmaktadır. Bunun da yakın gelecekte daha da büyüyeceğini düşünenlerden biriyim.

O yüzdendir ki blog yazarlarının gözüne giren, ilgilerini çeken ve nihayetinde yazılarında yer alan hizmet-ürün ya da sanatsal kişi yahut olaylar, sosyal medya olgusunda birkaç adım ileri giderler.

Sosyal medyanın 2010 yılında daha da geniş kitlelerce kabul göreceğinden şüphem yok. Benim asıl merak ettiğim 2011 seçimlerinde siyasetçilerin sosyal medyayı nasıl kullanacağıdır. Zira Barack Obama seçim kampanyasının büyük kısmını buna ayırmış ve hedefe bu yolla ulaşmıştır.



OBAMA NASIL BAŞARDI?

Yeri gelmişken, Barack Obama'nın sosyal medya kampanyasının, yani Halkla İlişkiler 2.0'ın ne kadar etkili olduğunu ele almak gerekiyor.

Obama, ana kampanyasını gençler üzerine kurguladığında, bu gençlere nasıl ulaşacağını çok iyi biliyordu. Gençler televizyon izlemiyor, gazete ve dergi okumuyor, onun yerine iletişim için yoğun bir şekilde sosyal ağları kullanıyorlardı. Sosyal medyanın bilincinde olan Obama da bu gücü kullanarak ve örgütleyerek dünyadaki en büyük sosyal medya başarısına imza attı. Kampanyanın sonunda Amerika Başkanı seçildi.



Peki ne yapmıştı Obama ve nasıl yapmıştı?

Bunun için ilk yapması gereken projenin başına en uygun kişiyi getirmekti. Bu kişi Mark Zuckerberg ile birlikte Facebook'u kuran genç Chris Hughes idi. Chris göreve gelmeden önce barrackobama.com yayındaydı, ama o da etkinliği çok azdı ve zaman zaman çökmeler yaşanıyordu. Yukarıda bahsettiğimiz merkez üssü olarak canlandı değil mi aklınızda?

Chris, Nisan 2007'de bu kampanyanın internet direktörü olarak göreve geldi. Riskli bir karardı aslında bu. Çünkü hem gençti, hem de Facebook gibi bir şirketi kurduktan sonra ayrılmak kolay bir karar değildi. Genç Chris, Amerika Başkanı'nı seçtirme etkisinin verdiği heyecan ile bunu göze aldı.

Göreve geldiğinde ilk yaptığı iş Barackobama.com'u düzenleyerek daha etkili bir şekilde kullanıma açmak oldu. Bir diğer site ise mybarackobama.com idi. Burayı Facebook tarzı bir sosyal ağa çevirdi. Burada kullanıcılar kendi profillerini oluşturuyor ve bloglarını yazıyorlardı. Obama yandaşlarının kendi etkinliklerini organize edebilecekleri bir ortamı kolaylaştırdı ve yönetilebilir bir alan yarattı.



Bu sosyal ortam ile gençlerin dikkatini çekmeyi başaran Obama, gençleri daha etkin bir şekilde seçim sürecinin içine katmayı bu sayede başarmış oluyordu. Gençler, kendilerinin de Obama politikasının bir parçası olduklarını hissettiler. Amerika'da daha önce bu tür siyasi hareketler hiç ilgi çekmezken, bu gençler kendi istekleri ile aktif siyasetin içinde rol oynadılar. Artık bir politikacının sadece dinleyicisi ya da seçmeni değil, bu sürecin birer parçasıydılar. Bu sosyal medya çalışması ile de yapılmak istenen tam olarak buydu.

Obama, ilk başta e-posta ile iletişim kurdukları gençlere mobil kampanyalar ve SMS ile de ulaşıyordu. Bu süreçte bazı kişiler öne çıkınca hemen bu konuda blog yazarlığına teşvik ediliyordu. Obama'nın kurduğu sosyal ağların yanı sıra, Facebook, Twitter, Friendfeed gibi ünlü sosyal ağlar da çok etkin bir şekilde kullanıldı. Hatta bir Obama gönüllüsünün Myspace'de 160.000'den fazla kişiye ulaşması bu sürecin ne kadar başarılı yönetildiğini gösteriyordu.

Sosyal medya çalışmaları online ortamın dışında da çok güçlü destekleniyordu. Özellikle, üniversitelerde ve üniversitesi olan kentlerde bu sitenin reklamı çok iyi yapılıyordu.

Kampanya içinde "Viral Pazarlama" çok etkili bir şekilde yönetiliyordu. "Super Obama Girl" isimli bir kısa video dizisi oluşturulmuş ve bu video sadece YouTube'da 15 milyon kere izlenmişti.

Kampanyanın Advergaming (Video oyunu) tarafı da vardı tabii ki. "Race to White House" (Beyaz Saray Yarışı) isimli bir oyun yaratılmış ve bu sayede gençlerin ilgisi kampanyaya çekilmişti.



İlerleyen zamanlarda yoğun ilgi ile birlikte sitede "bağış yap" tuşu ile genç seçmenler, kampanyaya maddi destek de oluyorlardı ve bu da diğer uygulamalar gibi tarihin en büyük bağış toplama rekoru oluyordu. Obama bu sayede çok büyük bir gönüllü seçmen ordusu kurmuş oluyordu. Gençler kendilerini kampanyanın bir parçası olarak hissettikleri için oy vermekten ziyade, kampanya için gönüllü olarak çalışmayı, hatta ceplerindeki parayı istekli bir şekilde Obama için harcamayı bir ayrıcalık olarak görüyorlardı.

Obama'nın ekibi gençleri örgütlemenin daha iyi bir yolu olmadığının bilincindeydiler. Onun için risk aldılar ve çok büyük bir başarıya imza attılar.

2011 yılındaki seçimlerde bizim siyasetçilerimizin bu mecrayı nasıl kullanacakları büyük bir merak konusu oluyor. Ya da şirketlerimiz? Bizler? Bakalım zamanla bu taktik ve teknikleri ne ölçüde kullanabileceğiz?

Kısacası sosyal medya adına öğrenecek daha çok şey var.

  • Etiketler;
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

Başarılı bir yazı. Sosyal medya geniş bir alan ve gerçekten çok ekmek yemesi gerekiyor bizlerin bu konuda.
bencede cok guzel bir yazi

Yukarı Git