Her şeyi yiyip kilo almamak mümkün

Geçen sene köşeme konuk ettiğim bir ismi yeniden hatırlatmak istiyorum: Ray Kurzweil. Kendisi 1948 doğumlu bir mucit ve gelecek bilimci. Özellikle bilgisayar ortamında yazıyı sese çevirme (text to speech), ses tanıma, karakter tanıma (OCR) gibi alanlarda kendisini otorite konumuna getiren icatlara sahip.

Geçen sene köşeme konuk ettiğim bir ismi yeniden hatırlatmak istiyorum: Ray Kurzweil. Kendisi 1948 doğumlu bir mucit ve gelecek bilimci. Özellikle bilgisayar ortamında yazıyı sese çevirme (text to speech), ses tanıma, karakter tanıma (OCR) gibi alanlarda kendisini otorite konumuna getiren icatlara sahip. Bunların yanında her akıllı mucit gibi yönelmesi gereken konuları belirlemek için gelecekte neler olabileceğine yönelik kafa yoruyor.

Bir tescil merkezi olmadığından herkesin boynuna asabildiği (ve astığı) 'gelecek bilimci' (futurist) unvanını emsalleri gibi işkembeden sallamadan; iki konferans veya dergiden topladığı bilgileri devşirip satmadan hak etmeyi başarmış ender insanlardan biri. Bunun en büyük ispatıysa kitapları. 1986 yılında yazmaya başladığı ve 1990 yılında baskıya verdiği 'The Age of Intelligent Machines' (Yetenekli Makinelerin Çağı) kitabında Sovyetler Birliği'nin teknolojik gelişmeler karşısında çözüleceğinden cep telefonu ve faks cihazlarının etkilerine kadar geniş ve tutarlı bir öngörü listesine sahipti. Savaşlardaki bilişim teknolojisi kullanımına yönelik tahminlerini önce 1991'deki Körfez Savaşı'nda, ardından 1999'daki Kosova Savaşı'nda gördük.

Buradaki birkaç paragrafa sığdıramayacağım fikirlerini sıraladığı zamanlarda dünyada 3 milyon internet kullanıcısı bile yoktu daha.

Hiçbir Türk yayıncının nedense kitaplarını dilimize uyarlamayı akıl etmediği Kurzweil'in son yazıma da ilham kaynağı olan 'Age of Spritual Machines' (Ruhu olan makineler çağı) adlı kitabıysa işi bir adım daha öteye götürüp 2009'dan 2099'a kadar olan süreçte teknolojinin insanlıkla ilişkilerine yer veriyordu. İngilizce biliyorsanız başlıklarından oluşan bir özete buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Kurzweil 10 yıl içinde yutacağımız bir hap sayesinde istediğimizi yiyebileceğimiz ve şişmanlamayacağımızı iddia ediyor (bence insanlığın en çılgın ve kıtlığa mahkûm dönemini başlatacak). Beş yıl içinde güneş gibi temiz enerji kaynaklarının petrol gibi fosil enerji kaynaklarına göre daha ekonomik olacağını, 20 yıl içindeyse bütün enerjimizi bu tip temiz kaynakların sağlayacağını söylüyor.

15 yıl daha sabrederseniz yaşam beklentinizin yaşlanmanızdan daha hızlı artacağı da Kurzweil'in öngörüleri arasında. Ruhu olan makineler çağı kitabının ana fikrini oluşturan bilgisayar ve insanların birleşeceği 'tekillik çağı' (age of singularity) ise 2050'en itibaren yaşanmaya başlayacak.

Bunlar size garip veya inanılmaz gelebilir. 1980'li yıllarda internetin patlayacağını söylediği ya da en geç 1998 yılında bilgisayarların satrançta insanı yeneceğini söylediğinde de birçoklarına saçma geliyordu ama hepsi oldu.

Ray Kurzweil'in üstünde teoriler ürettiği yeni dönem, bilgi teknolojileriyle yoğrulan tıp, biyoloji ve enerji sektörü. Birisi benim de birkaç yazımda ilgisiz noktalardan yola çıkarak hayal ettiğim bir kavram: Beyin-bilgisayar buluşması.

Benim çıkış noktam her insanın belirli bir bilgi birikimine ulaşabilmek için neredeyse sıfırdan başlayarak öğrenme sürecine girmesinin sıkıcılığı üstüne kurulu. Bütün dünya edebiyatını, bilimsel gerçekleri, tarihi, coğrafyayı, filmleri ve benzeri şeyleri bilgisayarlara yükleyebildiğimiz gibi birkaç saniyede beynimize aktarabilseydik acaba 80 yıllık ömrümüzün sonunda hangi noktaya gelirdik? Ben hayatımın büyük bir bölümünü ayırdığım okuma, öğrenme ve yazma konusuna bu hızla devam edebilsem bile insanlığın biriktirdiği bilginin hâlâ çok küçük bir kırıntısını elde etmiş olarak toprakta çürüyeceğim. Sonra benim tohumlarım (bir ihtimal) yine sıfırdan başlayacaklar.

Oysa ben 'Matrix' filmindeki gibi enseme sokulacak bir kabloyla ihtiyacım olan bilgiyi birkaç saniye içinde beynime yükleyebilmek istiyorum. Haksız bir istek olduğunu kim söyleyebilir ki bunun?
Kurzweil'in çıkış noktası biraz daha farklı. O 2020 yılında beynimize o dönemde mikroskobik hale gelecek mini bilgisayarların yerleştirileceğini ve vücudumuzun o şekilde programlanacağını söylüyor. Örneğin hormon dengemizi, protein ve enerji üretimimizi tiroid bezlerimiz değil o çip kontrol edecek. Böylece bugün yaşam kalitemizi düşüren birçok hastalık da bir iki yazılım güncellemesiyle tarih olacak.

Bu dönemde bilgisayarlardan alışkın olduğumuz over-clocking gibi fiziksel limitleri zorlama hevesleri ya da farklı güncellemelerle farklı özellikler kazanma gibi enteresan şeylerin de hayatımıza girmesi olası. Vücudumuzu güncelleyip yama yükleyeceğiz. On birinci servis paketi...

Sonucunu görmeyi en çok istediğim iddialardan biri yine Ray Kurzweil ile Lotus yazılım setinin yaratıcısı Mitch Kapor arasında. 10 bin dolar yatırdığı bu meydan okumada Kurzweil 2029'a kadar bir bilgisayarın Turing testini kazanacağını iddia ediyor. Yani bir insan bir bilgisayarla yazışacak ve onun bir bilgisayar olduğunu anlamayacak.

Şuyuu vukuundan beter derler ya öyle bir şey...

  • Etiketler;
M. Serdar Kuzuloğlu
1995 yılında girdiğim medya sektöründe birçok farklı görev üstlendim. Meslek hayatım boyunca trendleri ve teknolojiyi takip edip okuyucu, dinleyici ve izleyicilerime aktarmaya çalıştım. Bu çabamı hala, her fırsatta sürdürüyorum. Posta, Fanatik, Milliyet, Finansal Forum, Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdım (ayrıca Cumhuriyet hariç hepsinin web sitelerinin kuruluşunda görev aldım). Yanı sıra PC WORLD, ComputerWeek, .net, Paprika dergilerinde düzenli köşe yazarlığı yaptım. Radyo Kozmos ve NTV Radyo’da uzun yıllar program yaptım. Technology Channel, Business Channel ve TRT Haber ve TRT 1’de TV programları hazırlayıp sundum. Yeni Nesil Hizmetler Direktörü olarak çalıştığım Doğan TV Holding’de grubun tüm markalarının dijital kurulumlarını tamamladım, stratejilerini belirleyerek yönettim. MYK Medya adıyla kurduğum dijital ajansta yirmiyi aşkın iç yapıma sahip internet televizyonu Televidyon, birçok ilke imza atan teknoloji haber portalı Yahoyt, lokasyon tabanlı sosyal ağ Kaybolduk.biz ve Türkiye’nin ilk nostalji temalı video sitesi Alkışlarla Yaşıyorum gibi hala gururla andığım bir dizi projeyi hayata geçirdim. Halen başta blogum olmak üzere her fırsatta yazmaya; öğrendiklerimi paylaşmaya devam ediyor ve kurucuları arasında yer aldığım İstanbul Bilgi Üniversitesi / Next Academy’de ‘Sosyal Medyada İletişim ve Pazarlama’ başlıklı yüksek lisans dersini veriyorum. Bütün bu uğraşlardan kalan zamanlarda danışmanlık yapıyor, konferanslarda fikirlerimi paylaşıyor, bir dizi dijital projede yatırımcı ve girişimci olarak yer alıyorum.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

çok güzel bir paylaşım teşekkürler :gul:

Yukarı Git