Grafik Tasarım Mesleğinin Korunması İçin

Grafik Tasarım Mesleğinin Korunması İçin

Grafik tasarım mesleğini koruma düşüncesiyle hazırlanan bir bildiriyi önemli olarak değerlendirdiğimizden buraya ekliyoruz.

Ülkemizde firmaların reklam ve tanıtımı için basılı ve dijital ortamda yapılan işlerde önemli oranda kalite düşüklüğü gözlenmiştir. Kamu kuruluşları ve derneklerin çoğunun kurum kimlikleri (Amblem ve logotype'ları) maalesef trajikomik bir durumdadır ve 2000'li yılların Türkiye'sine yakışmamaktadır. Ülke genelinde grafik ile ilgili işler bilgisiz kişiler (Matbaa operatörleri ) web sayfaları da çoğunlukla grafik eğitimi almamış yetersiz kişiler tarafından tasarlanmakta, çalıntı işlerle firmalar kandırılmaktadır. (Telif hakkı ödenmemiş Fotoğraf, İllüstrasyon, Amblem vs.) Öncelikle büyük bir kavram kargaşası yaşanmaktadır. Matbaanın görevi müşterinin basım işini tasarımcının süpervizörlüğünde ve istenilen kalitede gerçekleşmesini sağlamaktır.

Basım

- Matbaa yöneticileri ve ustaları basım işinde kendisini ve makine parkurunu sürekli geliştirmelidir, tasarım ayrı bir konudur ve bu konuya ticari hırs yapıp girmemelidirler. Büyük ve tanınmış matbaalar ajans hizmeti vermez, ajanslarla kaliteli işlerde çalışmayı prensip edinir. Matbaaya konan bilgisayar ve birkaç programı kullanan kişi eğer eğitimsiz ve estetik bilgisi yoksa çoğunlukla ortaya düşük seviyeli ve kararsız işler çıkar.

- Bilgisayar araçtır, bilgisayar kendi başına fikir üretemez, tasarım yapamaz.

- Kartvizit ihtiyacı için giden bir firmanın amblem, logotype hatta katolog ve broşür çalışmalarında, metin yazarlığından reklam fotoğrafı çekimine kadar tüm konsept çalışmaları, uzmanlık gerektiren görsel tanıtım elemanları üstün körü ortamlarda, hemşericilik ya da tanıdık yolu ile gerçekleştirilmektedir.

- Kalitesiz görüntüler yüzünden ve basit grafik uygulamalar nedeniyle firmalar, imaj açısından ve ticari beğeni açısından büyük kayıplar yaşamakta, ülke ekonomisine göze görünmeyen, kayda alınmayan ağır bir darbe vurulmaktadır.

- Unutmayın ki kullanılan kağıtlar çoğunlukla ithal ürünlerdir ve baskı makineleri de yabancı ülkelere aittir. Baskı için uygulamaları yapanlar ülkemizin insanıdır ve çoğunlukla matbaa sitelerinde alaylı kişilerce tarafından yürütülmektedir. Grafik Tasarım Mesleği bu açıdan haksız rekabete uğramaktadır.

Eğitim

- Lisansı olmayan Doktor, Eczacı, Mühendis ya da Mimar olamayacağı gibi aynı şartlarda dört yıl lisans eğitimi almış Güzel sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım mezunu bir kişi hiç eğitim almamış, mesleki kitap karıştırmamış bir kişi ile aynı işi yapar durumda görülmekte verdiği hizmet eşit tutulmaktadır.

- Dünyada endüstriyel ürünlerin tasarımı ve markalaşma konusunda çok şiddetli bir mücadele sürerken ülkemizde, tasarıma önem vermeyen bir düşünce şekli ile uluslararası alandaki markalar savaşında var olmamızı beklemek cahilce bir beklentidir.

Bütçe

- Her türlü lüks ürünleri kriz ortamlarında dahi yüksek miktarda tüketmeye alışkın bir toplum olarak, lüks gece hayatında inanılmaz paraların saçıldığı ülkemizde iş tasarıma gelince bir bütçe ayırmayan firma sahiplerinin pişkinliği ve vurguncu mantığı ile yarını düşünmeyen firmaların geleceğinden söz etmek de pek mümkün olamaz.

İş Ahlakı

- İş ahlakının çöktüğü toplumumuzda huzursuzluk yaşayan bireyler olarak ruh sağlığımız gittikçe bozulmaktadır.

- Şehirlerimizde bizi sıkan sokaklardaki bir etken de gördüğümüz, yaşadığımız Mimari Tasarımın yanına uğramadığı inşaat kalfası ve müteahhit işi çirkin binalara ilave çirkin tabelalardır.

- Bilgisayar kullanmayı öğrenen her tabelacı ustanın yaptığı estetik dışı tabelalarla şehrin yürüme alanlarında çirkinlik çok üst boyuta gelmiştir.

- Tüm bunların sonucu olarak fonksiyonellik açısından ticari amacına tam ulaşmayan hem de estetik açıdan trilyonlarca lira çöpe atılmaktadır.

- Firmanızın ulusal ve uluslararası alanda prestijinin yükselmesi, iş kalitemizin artmasında önemli bir etken de kurum kimliği çalışmasıdır.

Öneriler

- Firmanızı taşıyan amblem ve logo'nuzu gözden geçiriniz.

- Firmanızın imajını sürekli kılmak için yıllık cironuzdan reklam harcamaları için mutlaka bir pay ayırınız. Unutmayın ki reklam için ayırdığınız pay size katlanarak geri dönecektir.

- Katolog ve broşürlerinizde kaliteli, doğru ışıkta ve özenle çekilmiş (yüksek çözünürlükte) fotoğrafları kullanınız ve bunları arşivinizde CD olarak saklayınız.

- Matbaalarda eğitim almamış, tasarım bilgisi olmayan kişilere amblem ve logo'lar yaptırmayınız. Güzel Sanatlar Fakültesi'nde her yıl binlerce kişi arasından özel yetenek sınavından geçerek dört yıl eğitim almış yıllarca gecelerini bu işe vermiş profesyonellerin ve dirsek çürütmüş gençlerin ekmeğini ellerinden almayınız. Altı aylık kurs gören operatörlerle aynı sınıfa koymayınız.

Fotoğraf ve İllustrasyon

- Kötü fotoğrafların basılmasına müsaade ederek kalitesiz ve bozuk mal sattığınızı ima edecek görüntülerin basılmasına izin vererek imajınızı zedelemeyiniz.

- Aldığınız tekliflerde mutlaka kağıt, gramaj ve matbaa kalitesine göre teklifleri değerlendiriniz.

- Asla acele iş yapmayınız, yaptırmayınız.

- İşin zamanı konusunda bilgi alabileceğiniz yetkin bir kuruma ya da kişiye danışmadan ve opsiyonsuz iş zamanlaması yapmayınız. Bilgisiz kişiler işin imalatı aşamasında umursamadan size yanlış bilgi vereceği gibi ticari olarak sizi zor duruma da sokabilir. İşin yetişmemesinden dolayı para ve itibar kaybınıza, görev verdiğiniz elemanlarınızla çalışma hayatınızda huzursuzluğa neden olur.

Uygulama

- Tasarım onayı için mutlaka 2 adet örnek renkli baskı isteyiniz ve firma kaşesiyle onaylayınız. Biri sizde diğeri reklam yapan firmada kalsın. Herhangi bir anlaşmazlık halinde provadaki iş kalitesini ve renk ayarını isteyiniz. Gelen provaları dikkatlice izleyiniz, metinleri birkaç kişi ile iyice okuyup düzeltmeleri yapınız. Unutmayın ki matbaalarda ihmal yüzünden defalarca aynı iş basılmakta, lüzumsuz kağıt, baskı ve emek israfına, ticari olarak iş kaybı ve taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklara neden olmaktadır.

- Firmanızın renklerini (Logo ve amblemdeki) ajansınızdan isteyeceğiniz Pantone katoloğundan renk kodlarınızı belirleyin ve her defasında renklerinizin değişmesine izin vermeyiniz. (Pantone: Uluslararası baskı renk katoloğu)

- Sözleşmesiz ve sipariş formsuz iş vermeyin, istekleriniz sipariş formunuzda kayıtlı olsun ve faturasız iş teslim almayın, haksız rekabeti engelleyin.

- Unutmayın ki vergi veren bir kurum ile kaçak çalışan arasında mutlaka hizmet açısından bir fark olacaktır.Ülke ekonomisinin % 60'ının kayıt dışı olduğunu düşünerek bunu yapanlara izin vermeyiniz.

- Kullanıma uygun olmayan ya da sizi taşımayacak basit ve kalitesiz basım işlerinizi biraz daha ucuz diye kanmayın. Ürün etiketlerinizde gerçekte olmayan ibarelere yer vermeyin. Matbaa operatörlerinin bunu koymasına izin vermeyiniz. (Etiketlerde kalite kontrol belgeleri alınmış ise TSE vs. TSE ürün kodu mutlaka olmalı)

- Birim fiyat olarak değerlendirdiğinizde tasarım ve fotoğraf çekim maliyetinin ne kadar düşük olduğunu göreceksiniz. Ürünlerinizi tanınan markalar haline getirmeye çalışın ve piyasada yer edinmesi için ambalaj tasarımında özel illüstrasyon ya da çarpıcı fotoğrafları kullanınız.

- Mümkünse firmanızın bir çizgi tipi olsun.

Stateji

- Kurumunuzun uzun vadede büyümesi ve yurt dışında da etkin olması için rakiplerinizin reklam ve tanıtım çalışmalarına benzer ya da daha üstün tanıtım çalışmaları yaptırınız ve yüksek iş kalitesine yaklaşınız.

- Firmanın sektör yayınlarında yer almasına, basında ve televizyonda reklamlarla ve haber olarak yer almasına ve sponsorluk çalışmalarına yer veriniz.

- Firmayı tanıtacak bir basın kiti (Firma tanıtım dosyası) oluşturunuz ve gerektiğinde bu tanıtım yazı ve fotoğrafları basına her an verilebilecek gibi hazır tutunuz.

Son Söz

- Türk toplumu olarak dünya ekonomik savaşında var olmak istiyorsak, aşağılanmak ya da alay konusu olmamamak için önce kendimize çeki düzen vermeliyiz.

- Uluslararası alanda kaliteli, güvenilir "Türk Markaları" oluşturmalıyız. Kültürümüzün zenginliğini ürettiklerimizle hissettirmeliyiz. Bunu başarmak gerçekten çok zor değil. Elele, gerçekleri görerek emeğe ve bilgiye saygılı bir toplum olmak dileğimizle.

Çalışmalarınızda kolaylıklar ve başarılar dileriz.


Keramettin El
Girişimci. Sosyal medya uzmanı olma kariyerini aldığı eğitimlerle tamamlayıp çıtayı yükseltmeyi kendine vazife edinen kişi. Yer yer boş gezen, yer yer de gezecek yer bırakmayan nev’i şahsına münhasır zat. Uç noktaların insanıdır. Aldığı gazlarla helyum misali atmosfere kadar uçabilir. Büyük hayaller kurmayı sever ama adımlarını atarken dikkatlidir. Öğrencilikte hayatın dibine nalına mıhına vurmuştur. Sonra basamakları hızlı tırmanmayı becermiştir. İşletme okumasına rağmen kimseyi işletmeyi düşünmemektedir. Medya ve İletişim üzerine yüksek lisansını tamamlamış olup, Sosyal Medya ve İletişim Danışmanlığı kariyerine devam etmektedir.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

ben bi konuya takıldım , ne yani bi alanda uzmanlaşmak için illa 4 yıl dirsek çürütmek mi gerekiyor? insanda yetenek varsa, azim varsa, eğitimini kendi kendine verebilir, ki bunun örnekleri çok fazla..yani okul okumadanda bu işte uzmanlaşan insanlar olduğu gibi okuyupta bişey öğrenememiş bi ton insanda var..kimse kimsenin ekmeğini elinden almaz, kimseye de hak verilmez , hak alınır! küçümsediğiniz 6 aylık operatörlerde o işten ekmek kazanıyo sonuçta..bilemiyorum belkide ben yanlış algıladım..
4 yıl sözkonusu bölümde okumayıp okuyanlardan daha yetenekli olarak iş yapanlar var. Benim de düşüncem bir çalışanın nereyi bitirdiği önemli değil, neler yaptığı önemli. Eğer portfolyosu sıfır bir adamsa ve size birşey sunamıyorsa nasıl çalışabilirsiniz onunla? Ama yazıda önemli noktalara da değinilmiş.
bu iş sanata giriyorsa başarılı olan kazansın okumakla olacak şey değil hayal gücün ne kadar geniş nekadar estetik bakabiliyorsan okadar başarılı olursun bırakın bu iş bulamıyan okuyupda bu işi yapan insanları savunmayı başarılı olan her zaman para kazanır işsiz kalmaz.
bende o dedsıgnız kurlra gıden operator dedıklerındenım ama su var sanmıorum kı o 4 yıl dırsek curuten bıanda ben kadar bılgsı olsun hersey yaptıgındır egıtım ıle ısısn ıcı farklı ılk once pratık ondedır teorık deıl
hep aynı terane, alaylıların eğitimlileri terbiye etme söz konusu şu garip ülkede. "eğitim şart" sözünün en çok kullanıldığı şu günlerde alaylılar hep kendilerinin eğitimlilerden daha tecrübeli ve üstün olduklarını savunurlar. ama hiç bir zaman şunu düşünmezler, ve hep yanlış kıyaslama yapılır: bir güzel sanatlar mezunu, 30 yaşında 10 senelik bir iş tecrübesine sahip olan alaylının iş tecrübesine sahip olduğu zaman yaptığı işlere bakmak lazım.
yoksa bugün mezun olmuş bir öğrenciyi, on senelik iş tecrübesi olan bir alaylıyla kıyaslamak hiç de adil değil. bunu başka meslekler için de uyarlayabiliriz, zaten başka mesleklerde de böyle bir şey yok, yazıda da denildiği gibi kimse diş hekimliği okumadan dişçi olamaz, aynı şekilde güzel sanatlar mezunu olmadan grafiker olunmaz demiyoruz, olunabilir ama bu tercihi baştan yapmak daha doğru olmaz mı?
madem grafik tasarımı yapmak istiyordun, kendini bu konuda yetenetli görüyorsun, girersin yetenek sınavlarına, dört sene eğitimini alırsın, sonra kimsenin başı ağrımaz. ama bu dediklerimi yapmak çoğu kişi için tembelliktir, para kazanmanın uzun yoludur, uyanıklık edip altı aylık kursa gitmek varken...
aynı durum medya sektörü için de geçerli, maalesef orda durumlar daha vahim, çalışanların sadece yüzde yirmi dördü iletişim fakültesi mezunu. bir iletişim fakültesi olarak bende aynı şekilde yazıda söylenildiği gibi dört sene boşuna mı okuyoruz diye soruyorum, boşuna mı emek veriyoruz, o zaman hiç kimse okumasın, madem alaylılar herşeyi daha iyi yapıyor, eğitimlilerden bir adım önde oluyor, o azaman eğitim diye bir şey olmasın,
lise bittikten sonra herkes istediği alanda çalışmaya başlasın, zaten eğitimli insandan böyle bir mantık beklemek yanlış, gerçekten biraz saygınız olsun, daha güzel işler yapabilirsiniz, eğitimli insan sizin tecrübenize sahip olduğu zaman sizden daha güzel şeyler yapma potansiyeline sahip olacaktır, medya söktürende de staja gidildiği ilk söylenen budur, biz alaylılar şöyleyiz, siz eğitimliler o kadar eğitim alıyorsunuz ama boşuna..
türünden sözler zaten o dört seneyi alıp götürüyor, eğitimde tecrübe olmaz,doğrudur, orda sadece kavramları öğrenir, daha çok işin felsefi boyutunu öğrenir insan. yukarıdaki istatistik, yani medya sektöründeki alaylı istilası, bugünün medya dünyasının ortaya çıkarmıştır:egosu tavan yapmış insanlar, paparazzi çılgınlığı, saçma sapan, topluma hiç bir faydası olmayacak programlar vs.. yazıda kastedilen budur, böyle devam ederse grafik sektörü de aynı yozlaşmaya doğru yol alıyor, denilmek isteniyor,
yine bir iletişim fakültesi mezunu olarak, üzülerek söylemek isterim ki, web tasarımı yapmayı, altı aylık grafik tasarım kursuna gidip grafik tasarım yapmak bana mantıklı gelmiyor, çünkü bu işin mutfağı, asıl yapması gerekenler, bu işi tercih edenler, ve layıkıyla yapacak olanlar benim kanaatimce güzel sanatlar mezunu olanlardır, aynı şekilde medya sektöründe de çalışması gerekenler, ve o işi severek yapıp daha kaliteli işler yapacak olanlar da iletişim fakültesi mezunlarıdır,
ama nedense eğitimsizler hayatın her alanında baş rol oyuncularıdır, hiç bir zaman mangalda kül bırakmazlar eğitimlilere, ne de olsa eğitimli adam hadım edilmiştir, sesi kesilmiştir, terbiye eğilmiştir, karşısındakine karşı gösterdiği saygı korkak olarak algılanmıştır. o yüzden eğitimsizler eğitimlilerin üzerine yürür, dünyanın sayılı zenginleri yine eğitimsizdir, veya eğitim yarıda bırakmıştır.
benim koltuğumda başka yerden gelmiş, kendi kolduğunu terk etmiş başka birileri oturuyor, bende gidip başka birisinin koltuğuna oturmaya çalışıyorum, yani şu ülkede taşlar yerinde değil, o yüzden biz kalkınamıyoruz, hala eğitimin farkına varamadık, zaten vardığımız zaman kıyamet kopmuş olacak, sanayii devrimini kaçırdık, sosyalizmle kapitalizm savaşında ortada kaldık, herkes kapitalizmle yoluna devam ederken bizler hala ne yapacağımıza karar veremedik,
neden çünkü biz hala laiklik, sosyal, hukuk devleti kavramlarını tam olarak uygulayıp uygulamamayı tartışıyoruz, kimsenin kimseye saygısı yok, olsaydı zaten herkes kendi kolduğunda otururdu, eğitimsiz insan kendi koludğundan eğitimli insana saygısızlık etmezdi, aziz nesin boşuna dememiş türk milleti gerçekten aptal
:uzul:Ben pek kaygılıyım bu konularda. Yani bir yandan işimin geleceğini düşünürken öte yandan işimin ahlaksal zemininin ne kadar zayıf olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Nedir grafik tasarım. Bir şeyin kutusu o şey hakkında ne kadar bilgi verir. Bu yanılsama olayları beni çok huzursuz ediyor. Bir gazlı içecek firması dünyaya kafa tutacak boyutlarda bir bütçeye sahip olabiliyorsa oturup düşünmek gerekir. Ben ne yaptım diye...
portfolyosu genişse okulda bahane aldığı diplomada.Bu konuda kaygıya düşmeyin çünkü siz karşınızdakine ne sunarsanız oda size mutlaka geri dönüş yapacaktır.
ben yeni başladığım için biraz kaygılandım şimdiden valla bee:-dusun:
valla benim kurs hocam bile mimarsinan mezunu ama bana ilk dediği şu oldu ''okuduk ama bişey öğretmediler bize''. bende mimarsinan isteyen birisi olarak bu duruma çok üzüldüm.bu iş için heves ve hayal gücü gerekli başka bişi yok.
Ya arkadaşlar herkes yazıyı anlamak istediği gibi anlamış sadece 2 kişi yazının ne demek istediğini anlamış yetenek tabiki önemli ama eğitim de bir o kadar önemli biz yıllarca hem lisede hem üniversitede bu bölümü okuduk yeteneğimiz vardı ki okuduk eğitim alma şansı bulamamış olanlarda mutlaka vardır onlarıda kınamıyorum ama eğitimlilerden de üstün görmesinler kendilerini o kadar yuazı içinde tek konuya takılıp kaldık.
merhaba arkadaşlar...grafik tasarım okumak istıyorum....öss sonuçları açıklandığında özel yetenek sınavlarına giricem inş...bu meslek hakkında bilgi istiyorum..ßide özel yetenek sınavına giren varsa sınavın nasıl yapıldığı hakında bilgi verirmisniz..yardımcı olursanız cok sevinirim...iyi akşamlar..
Eğitim şart bence okuyan ile okumayan bir olamaz 4 yıl okuyamıyorsanız 2. öğretim myo okuyun derim. Saygılar.
ya arkadaşlar ben meslek lisesine gidiyorum grafik okuyorum yazları tatil yapmıyorum öğrenmek için parasız staj yapıyorum ve devam edeceğim roman değil freehand kitapları okuyorum chat değil alıştırmalar yapıyorum ve lise bitince de bu bölümün üniversitesini okuyacağım. şahsen ben kendimle eğitim almadan bu işe kalkışan insanları bir tutamıyorum. boş yere dirsek çürütmüyoruz biz millet bilip bilmeden bu işi yaparken biz hocaların baskısı altında gece gündüz çalışarak bu işe hazırlanıyoruz.
düz lise mevnuzunuyla ben bir olamam. ben bu işin eğitimini almışsam ben yapmalıyım. adamın teki doktor ve odasına giriyo tasarım yapıp parayla satıyo. doktor doktorluğunu mühendis mühendisliğini bilsin. ben diyormuyum bugün polislik yapmak istiyorum diye. demiyorum herkes kendi işini yapsın lütfen...
ya bu işe nasıl giriliyo ?? bilen birisi bana anlatabilirmi lütfen?
bu iş doktorluk veya mühendislikle kıyaslanamaz.. güzel sanatlar fakültesinin grafik bölümü sınavında canlı modelden resim çizdiriyorlar. çizdin diyelim girmen ayrı bi dert! ama iş hayatı öyle değil "grafik tasarımcı"yım dediken sonra iş hayal gücüne kalıyor. oyüzden illede okulunu okumak gerekmez hayal gücüne güveniyosan, kendine, yeteneğine güveniyosan zaten başarı senindir...
ben bir grafik-tasarım öğrencisi olarak okuduğum okulda hep görme yeteneğimi arttırıyorum hemde hayal gücümü geliştiriyorum, bence okulların bu işte çok büyük bi faydası var. hiç olmazsa ilerde müşteriye beğendireceğim işi şimdi hocaya beğendirmeye çalışyorum buda bana deneyim kazandırıyo....
Yukarı da bir sürü yazı yazılmış ama herkes eğitim kısmına takılıp kalmış, görünen o ki herkes alaylı yada bir kurs bitirmiş. Yetenek ayrı bir şey ama eğitim bambaşka bir şey, size bir tasarımı yaparken tasarımdaki dengeyi öğretiyor. Neyi nereye koyacağını bilmek tabiki hislerle değil eğitimle olur. Baktığını görmek, anlamak ve hayata geçirmek eğitimin kazandırdıklarıdır. (En azından bana kazandırdı.)
arkadaşlar kıyasladığınız meslek grafikerlik ve doktorluk... birisi sanatla alakalı diğeri gerçekten okumakla...neden doktorluk kursları yok? demekki o meslek kursla olcak bişi diil. konservatuara okumuş yetenekli öğrenciler boş geziyor ama iilkokul mezunu olan yetenekli insanlar kendi dalında ödüller alıyor malesef birazda olsa eğitim eksikliğimizden kaynaklanan şeyler de var neden cocuklar dershanelerde sürünüyorlar devlet iyi bir eğitim verseydi dershaneler ve kurslar olmazdı
valla okumaktan gözlerim yoruldu..çıkan sonuç:mektepliler haklı davalarını savunuyor..alaylılar ise mektepli olamamanın burukluğunu..yine de ne olursa olsun bu iş ''hayal gücüyle'' alakalı kursa giderek bu 'güç' elde edilemez..kursta sadece hayal gücünü parmaklarında çıkan tıkırtılarla resmedersin..ve bu işte kim iyiyse o parasını kazanır ister alaylı ister mektepli.yeter ki ''özgün'' olsun...
şu anda çok güzel bi meslek bende üniversitede eğitim alıyorum.ama meslek küçük görülyo örnek bi kartvizit tasarımı yapsak adamlar 2 tıkla yapıyon diyince insanın morali bozuluyo.
Güzel bir yazı tebrik ediyorum. Şu metin hakkında yorum yapmak istedim: [i]"Kamu kuruluşları ve derneklerin çoğunun kurum kimlikleri (Amblem ve logotype'ları) maalesef trajikomik bir durumdadır"[/i] kesinlikle öyle. çünkü konuya dair çalışmanızı tecrübenizi, birikiminizi koyarak yapıyor ama işten hiç ama hiç anlamayan müdür veya yöneticilerin hezimetine uğruyorsunuz. Dilediğin kadar hayal et, dilediğin gibi çalış ama konu ile alakası olmayan bir yönetici veya müşteri yaptığınız işi berbat ediyor. Ne kadar anlatsanız izah etsenizde nafile. Sonuç, birisi sorduğunda bilmiyorum bu çalışmayı ben yapmadım diyorum. ve [b]bissquit[/b]'e katılıyorum.
Söylediklerinde haklısın fakat siz kendinize haksızlık yapıyorsunuz . Ben sizin ' Sanat Yönetmeni ' Olduğunuzu düşünüyorum , ve bu ülkede size değer verilmiyor. Ve sizde kendinizi ( adam 3 ay kurs alıp grafikerim diyor bizi onunla aynı sanıyolar ) dediğiniz için kaybediyorsunuz. İnsanlara sizin okuduğunuzda Grafiker olmadığınızı Sanat Yönetmeni olduğunuzu anlatın , bununla bilgilendirin. Sizin okuduğunuz kadar William Shakespeare bizde okuyoruz :)

Yukarı Git