Görünmez Menü ve Tasarım

Aynı şeyleri üst üste duymaktan artik bıkkınlık geldi. Hatta duyduklarım yalnızca tasarımcı çevresinden değil, tasarım ile alakası bile olmayan (çoğunluğu müşteri) kişilerden geliyor. Birileri, zamanında ortaya bir şeyler attı ve şimdi biz bunların cezasını çekiyoruz.

Aynı şeyleri üst üste duymaktan artik bıkkınlık geldi. Hatta duyduklarım yalnızca tasarımcı çevresinden değil, tasarım ile alakası bile olmayan (çoğunluğu müşteri) kişilerden geliyor. Birileri, zamanında ortaya bir şeyler attı ve şimdi biz bunların cezasını çekiyoruz. Bu inanışlar günümüz interneti içinde yanlış inanışlar ve ne yazık ki bu inanışlar herkesin ağzında:


Ziyaretçiler sayfanı beğenmezse ve memnun kalmazsa, hemen sitenden ayrılıp başka bir siteye yönelirler. Diğer site yalnızca bir tıklama ötede.



Bunu söyleyenlere bende bir soru ile karşılık veriyorum:

Diyelim ki senin çok büyük bir hevesle indirmek istediğin bir program var. Araştırmanı yaptın ve bir sitede bu programı buldun. Modemle indirmeye başladın. Birkaç saat sonra, browserında bir hata mesajı gördün. Hata mesajı şöyle diyor: “Bilinmeyen nedenlerle indirme işlemi iptal edilmiştir”. Peki, bu durumda ne yapardın?

Siz de sorun bu soruyu kendinize. Eminim ki bu örnek benim başımdan geçtiği gibi sizin de başınızdan geçmiştir. Sorunun cevabı yüzde 90 oranında aynıdır: Bir kez daha denerdim. Ben yine onlara soruyorum: "Peki bir kez daha denedin ve birkaç saat sonra programın bir kısmını indirdin. Geri kalan kısmı olmadan program çalışmıyor. Ne yapardın?"

Büyük bir çoğunluk yine aynı cevabı veriyor bu ikinci soruma: "Tüm programı indirene kadar birkaç kez denerdim." Peki, simdi sözü edilen bu site kullanılabilir değil, ziyaretçilerine kötü bir sanal deneyim yaşatıyor ama bütün bunlar ziyaretçilerin o sayfaya gelmesine engel olmuyor. Neden? Çünkü bu site, tasarımdan, kullanılabilirlikten, cici bici logo ve linkten önce neyin önemli olduğunu anlıyor: Hemen hemen tüm web site ziyaretçilerinin bir hedefi vardır ve bu hedefi gerçekleştirmek için her şeyi yapacaklardır.

Bu demek değil ki kullanılabilirlik ve tasarım önemsiz. Bütün bunlar önemli fakat önemli eğer o ziyaretçinin sitenize YENIDEN gelmesini ve BASKALARINI da getirmesini istiyorsanız.

Diğer bir inanış ise:


Ziyaretçi her zaman nerede olduğunu bilmelidir.



Bu inanış yüzünden breadcrumb denilen ve araştırmalara göre normal bir kullanıcının hiç kullanmadığı ya da çok az kullandığı bir turlu ıvır zıvır eklemeye başladık sitelerimize. Ziyaretçiler nerede olduklarını değil, ne yapmak istediklerini önemser ve bilmek ister. Bunun en büyük kanıtı, Google gibi bir arama motorunun çok popüler olması. Eğer aradığınız şey, lise yıllarında tanıdığınız bir arkadaşınızın ismi ise ve bunu arama motorunda arattıysanız, size verilen sonuçlar içinde nerede olduğunuz çok önem taşımaz. Burada önem taşıyan bulduğunuz bilgi yani arkadaşınızın nerede olduğudur.

İşte başka bir inanış:


Ziyaretçi kötü tasarlanmış sayfalardan nefret eder.



Kim uyduruyor bunları? Evet, iyi tasarım, bir web sitesine ve o web sitesinin sahibi kuruluşa çok şeyler kazandırır. Bunun araştırmasını Stanford yaptı ve bulduğu sonuçlar hepimiz için önemli bir kaynak. Fakat şimdiye kadar sırf kötü tasarlanmış ya da çok uzun bir kaydırma çubuğu var diye kimsenin bir siteden ayrıldığını görmedim yaptığım kullanıcı testlerinde. Hatta çok kötü tasarıma sahip bir sitede aradığını kolayca bulan, hedefine ulasan kullanıcı, kötü tasarlanmış siteyi, iyi tasarlanmış siteye tercih bile ediyor.

Eğer, bir alışveriş merkezine arabanız ile gider ve kalabalık otoparkta park yeri aramaya başlarsanız, otoparkın iyi veya kötü tasarıma sahip olması sizin için ne kadar önemli olur ki? Amacınız, arabanızı park etmektir ve otoparkın iyi ya da kotu tasarıma sahip olması sizin için bir şeyi değiştirmez.

Bir web sitesindeki tasarım ve menü elementleri, kullanıcıya görünmez olmalıdır. Görünmezden kastım, bu elementleri saklamak değil; kullanıcı ile kullanıcı hedefi arasındaki işlem sırasında araya girmemesi. Hepimizin arabasında bir motor var. Bu motor, arabayı kullandığınız sırada birçok işlem yapıyor. Motora hava giriyor, hava gazla karışıp pistollara giriyor, ateşleyici ateşleyip, pistolların yukarı aşağı çalışmasını sağlıyor. Bu arada kirli hava, eksozlardan çıkıyor. Bu arada arabadaki yağ, pistollarin sorunsuz çalışması için yağlıyor. Bütün bunları bilmem, benim işyerinden, eve girme surecime nasıl yardımcı olur? İşte bu nedenle, bütün bunlar, arabayı kullanan kişiye görünmez haldedir çünkü araba kullanıcısının hedefi, arabayı A noktasında B noktasına getirmektir ve kullanıcı, bir sorun ile karşılaşmadığı sürece, motorun kapağını açmasına gerek kalmaz.

Kısaca, kullanıcının hedeflerini karşılayabilecek site yaratmak, sizin ilk amacınız olmalı. Ondan sonra, diğer elementlere kafa yormaya başlayabilirsiniz. (Jason Fried, Epicenter başlıklı yazısında bunları söylüyor zaten).

Dipnot: Eğer teknolojinin transparanlığı ve görünmezliği ile ilgili ilginç bir şeyler okumak istiyorsanız, Donald Norman'ın "The Invisible Computer" adli kitabını okumanızı tavsiye ederim.

05 Nisan 2005 başlıklı yazıdan...
  • Etiketler;
Mehmet Doğan
Hiç kendiniz hakkında bir yazı yazmaya çalıştınız mı? Özgeçmiş yazmaktan en az 10 kat daha zor. Bakalım, bir deneme yapacağım fakat 11 yaşındayken kamp ateşi üzerine yanlışlıkla oturup popomu yaktığım zamanı ve hergün pırasa yediğim kreş yıllarını atlamak istiyorum. (Eğer bir sakıncası yoksa) Sanata olan ilgim daha küçük yaşlarda başladı, 5 yaşında iken ayakkabı boyacısı olmak istiyordum. Bu sanırım benim renklere olan tutkumun bir kanıtı olmalı. Halbuki o dönemde itfayeci, polis ve süper kahraman (özellikle Süperman ya da Zagor) olmak çok cazipti fakat yaratıcı bir karaktere sahip olmak beni hiç terketmedi. Yaratıcılık duygusu lise yıllarında daha da şekillendi içimde. Sanat ve edebiyat ile ilgili dersler beni oyunculuğa itti (sınıfın en güzel kızının da tiyatro ile ilgilenmesinin bununla hiçbir ilişkisi yoktur. Zaten okulun en güzel kızı “tren yolu saç modelli” bir kişiye bakacak kadar çaresiz değildi.) Sanat ve yaratıcılık ile ilgili aldığım onca sinyallere rağmen üniversitede iktisat bölümünde okuyup, mezun oldum. Halbu ki ben kırmızı kurdele sahibi bir öğrenci idim. İktisatdan mezun olduktan sonra ki düşüncem, İstanbul gibi büyük bir şehirde iktisatçı olarak çalışmak, büyük bir şirketin genel müdürlüğünü yapmak, çok para kazanmak ve daha sonra herşeyi bırakıp hayatımın geri kalan kısmını dünyayı gezerek geçirmek idi fakat hayatın akışı benim planlarıma uygun bir yönde gitmiyordu. Kısa zamanda ekonomiden nefret ettim. Para ile uğraşmanın (özellikle diğer kişilerin paraları) ve takım elbise-kravat giymenin bana uygun olmadığını anladım. Web tasarımına girmeden önce birçok değişik işte çalıştım. Radyo programcılığı, TV komedi program sunuculuğu, satış elemanlığı (esasında satış elemanlığı ben 5 yaşında iken başladı. Bir kutu çikolata satıp, kazandığım para ile o çok istediğim plastik yılanı aldım) v.b. Yıllar sonra, ilk Internet bağlantımı satın aldım ve Internet’e aşık oldum. Sanata olan tutkum yeniden geri döndü. İlk tasarımını yaptığım websitesi kötü yazılmış HTML’den ve tahta fon resminden oluşuyordu ama yine de ilk deneme için fena sayılmazdı ve bu ilk deneme benim web için olan tutkumu ateşledi. İşte o gün bugündür, ben, kendime "web tasarımcısı" adını veriyorum. Nerdeyse 8 yıl olmuş, Internet degişmiş, yaptıgım işin şekli, ismi degişmiş ve ama degişmeyen tek şey benim halen o ilk gün ki heyecanı taşımam. Birseyi, her gün, saatlerce, haftalarca, aylarca ve yıllarca yapıp, yorulmadığınız zaman bilmelisiniz ki, siz, yaptığınız isten zevk alıyorsunuz. 2000 yılında, New Brunswick Üniversitesi’nin Bilgi İşlem Bölümü’nün genel müdür yardımcısı John Webster (2005 yılında emekli oldu), beni, Web Geliştirme Bölümü’nün müdürü olarak işe aldı. Eğer ona soracak olursanız, bu kararın şimdiye kadar verdiği en iyi yönetim kararı olduğunu söylecektir size. İşte buradayım ve yaptığım işe AŞIАIM. Bütün bu iş hayatının yanında, ben, sihirbazların kullandığı çeşitli kağıt oyunları ve aksiyon oyuncakları toplamaktayım. Aksiyon oyuncakları benim vazgeçilmez kolleksiyonum. Bazıları parasını giyeceğe, tatile harcar; ben ise oyuncaklara. Özellikle, MacFarlane Oyuncaklarına. Hayatımda ki üç kişi benim için dünyadan bile daha değerlidir. Bu kişilerden biri eşim Jennifer, diğerleri ise kızlarım Jayda ve Aliya. İşte bu kadar. Eğer gerçekten bu yazdıklarımı okuyup, bu satırlara kadar ulaştıysanız sizi tebrik ederim. Zamanınızı iyi harcadınız :)
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

Mükemmel bir yazı hazırlamışsın. Sadece görünmez menü ve tasarım değil başka bir çok konu var işin içine girince. Tasarıma gönül vermiş bir çok kişiyi anlatmış olduğunuz nedenlerle tasarımdan soğutuyorlar. Ama sizler bu konuları dillendirdikçe bir nebze düzelir kanısındayım. Çok teşekkürler.
[left]arkdaş önemli olan fikir EVET lakin sunuş en az fikir kadar önem arzeder[/left][center][right][b][/b][/right][/center]

Yukarı Git