Geleneksel medyanın internet intikamı

Çağın en büyük yarışı birinin mesajını diğerine taşıyabilmek üstüne kurulu. Bilmem ne şirketinin peşin fiyatına 10 taksitli kampanyasının cebinize bir kısa mesaj olarak gelmesi, penis boyunuzu garantili bir mucize yöntemle uzatmayı vaat eden e-posta mesajı, kapınızın altından evinize sızmış (elbette yollayan firmanın size özel indiriminden de bahseden) bir doğum günü tebriği tesadüf değil.

Çağın en büyük yarışı birinin mesajını diğerine taşıyabilmek üstüne kurulu. Bilmem ne şirketinin peşin fiyatına 10 taksitli kampanyasının cebinize bir kısa mesaj olarak gelmesi, penis boyunuzu garantili bir mucize yöntemle uzatmayı vaat eden e-posta mesajı, kapınızın altından evinize sızmış (elbette yollayan firmanın size özel indiriminden de bahseden) bir doğum günü tebriği tesadüf değil.

Ayılıp bayıldığınız o yaratıcı web sitelerinin birçoğu sizin çalıştığınız şirketten daha fazla personel çalıştırıyor. Maaş ödüyor, elektrik harcıyor, teknoloji yatırımı yapıyor, reklam veriyor ama bir kuruş istemiyor.

Nasıl oluyor da ayakta kalıyorlar?

Para kavramının tamamen dışındaki Facebook'un yüzde 1,6'sı için yazılım devi Microsoft nasıl oluyor da 240 milyon dolar ödüyor? Zırnık koklatmadığımız Google dünyanın en değerli markası haline gelmenin yanısıra yılın ilk üç ayında 5,19 milyar dolar ciro, 1,31 milyar dolar net kar açıklıyor.

Daha anlamlı hale gelmesi açısından bizden bir örnekle kıyaslayalım.

Türkiye'nin en büyük kuruluşlarından Koç Holding satış gelirini yüzde 23, karınıysa 42 arttırdığı aynı dönemde 206 milyon dolar net kar açıkladı. Koç Holding derken 1926 yılından bu yana çalışan, bünyesinde Arçelik, Ford, Tofaş, Yapı ve Kredi Bankası gibi kuruluşlar olan bir yapıdan bahsediyoruz. Google ise daha dünkü çocuk için bile hayata yeni girmiş bir şirket.

Google'ı Koç Holding'den, Sony'den, Ford'dan, Pfizer'den, İkea'dan ya da HSBC'den daha büyük ve daha karlı yapan nedir, düşündünüz mü? Teknolojik üstünlük işin sandığınız kadar önemli bir kısmı değil.

Örneğin Türkiye'nin ilk defa bu sayfada okuduğu ve kurucusunun bir Türk olduğu arama motoru Hakia.com ana sayfasında arama teknolojisi bazında açıkça Google'a meydan okuyor. Doğru da olabilir. Ama bu Hakia'yı asla bir Google yapmayacak.

Kimi için arama motoru, kimi için e-posta hizmeti sağlayıcısı Google bugün dünyanın tartışmasız en büyük reklam ağı. Üstelik sadece webde de değil; Kuzey Amerika'da reklam ağlarına gazete, radyo ve televizyon reklamlarını da eklediler. Deneme amaçlı bu serviste web sayfası üstünden televizyon ya da radyolara kendi reklamınızı yaratıp girebileceksiniz.

Aracı yok, ajans yok, komisyon yok.

Hedef belli, bütçe belli. Sonuç da öyle...

Dolayısıyla bir süre sonra sadece Google'a ayırdığımız bütçeyle web sitelerine, radyolara, gazetelere ve televizyonlara reklam verebileceğiz. Kategorileri medya planlamacılar değil biz seçeceğiz. Hata yaparsak yazılım tavsiyeleri alacağız. Gereken bütçeyi ajans değil biz belirleyeceğiz. Reklamın sonuçlarını gelen telefon sayısı ya da tiraj/reyting raporu gibi muğlak kriterlerle değil ekranımızda beliren izleyen, ilgilenen, tıklayan ve sonuç yaratanlara yönelik raporlarla göreceğiz. Televizyona reklam vermek için dev bir şirket olmamız gerekmeyecek. Ve eğer web'de olan geleneksel mecralarda da tekrarlanırsa hem biz, hem medya hem de Google (ve benzerleri) çok daha fazla kazançlı çıkacak.

Bunu şöyle de açıklayabiliriz. Yurtdışında Google, Yahoo; yurtiçinde Medyanet ve ReklamZ gibi reklam ağı modelleri sayesinde hayatında hiç reklam vermemiş kişiler, şirketler reklamveren oldu. Ölçüm fetişizmindeki finans kuruluşları bile giderek artan bir orandaki
bütçesini intrenete aktarıyor.

Reklamverenin de gözü açılıyor. Firmalar artık çok kişiye değil hedef kitlesine ulaşmanın derdinde. Tematik medyanın sürekli yükseleceğine yönelik tahminlerin kökeninde yatan da bu. Yeni renk paletiyle satışa sunulan bir rujun reklamını herkesin izlediği bir programda 100 birime yapmak yerine sadece kadınlara yönelik bir kanalda / programda
10 birime yaptırabilmek giderek daha fazla kişi tarafından tercih ediliyor.

İşte yeni yüzyılın yarışı da burada başlıyor. Tam aradığımız koşuldaki insanlara bizi en ucuza ve en kısa sürede ulaştıran kazanacak. Hatta bir süre sonra bu sistem de yerini elimizdeki malı ya da hizmeti sattıran sitelere verilen komisyonlarla yürüyen bir yapıya bırakacak. Parayı sadece bize gerçekten para kazandıranlara ödeyeceğiz.

Kişisel merakım tamamen bizim zevklerimize yönelik hizmet veren ve bunu gerçekten bizim zevklerimize uygun ürün ve hizmetlerin reklamlarıyla desteklenen bir platformda sunan medyaların da bugünkü kadar sıkıcı olup olmayacağı.

Web sayesinde geleneksel medyanın dönüşümünü gördük, çoğunluğun sahip olacağı kadar uygun fiyatlara gerileyen yetenekli cihazlar sayesinde kendi medyamızı kurduk, paylaşım siteleri sayesinde kendi mecralarımızı yarattık. Şimdi hamle sırası geleneksel medyada. Milyarlarca dolarlık devlerin internet devrimini ilelebet böyle seyredip yok olacağını düşünmüyorsunuz herhalde.

Heyecanla ve merakla bekliyoruz.

  • Etiketler;
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

Yukarı Git