Ekrandan fışkıran domuz konservesi

Spam, (spem olarak okunur) aslında Hormel Foods Corporation adlı bir Amerikan firmasının domuz konservesinin adı. Zamanla tavuklusu, hindilisi çıktıysa da spam, domuz olarak akıllara kazınmıştır.

Spam, (spem olarak okunur) aslında Hormel Foods Corporation adlı bir Amerikan firmasının domuz konservesinin adı. Zamanla tavuklusu, hindilisi çıktıysa da spam, domuz olarak akıllara kazınmıştır. Onu hayatında ağzına sürmemiş, belki kutusunu bile görmemiş yüz milyonlarca insanın hayatına sokansa ünlü komedi programı Monty Python'un 1970 yılında yayımlanan bir parodisi. Spam yemek istemeyen aç bir karakterin sadece spam yemekleri içeren bir restoranda yaşadıklarını anlatan birkaç dakikalık bir skeç. Aynı parodiden yola çıkarak bugün spam kavramını internetteki istenmeyen mektuplar için kullanıyoruz.

Yapılan istatistiklere göre her gün internetin bir ucundan diğerine gidip gelen 60 milyar elektronik mektubun yüzde 70'i alıcıları tarafından istenmeyen reklam ve pazarlama mesajlarından oluşuyor. Bu, o kadar büyük bir sorun haline geldi ki birçok ülke bu konuda yasalar çıkararak engelleme çalışmalarına girişti. Yapılan takipler bu mesajların neredeyse tamamının ABD, Rusya ve Çin kaynaklı olduğunu gösteriyor.

Yakalanan spam'cilerin hemen hepsi milyon dolarlık evlerinde, yüz binlerce dolarlık arabalar ve kabarık banka hesaplarıyla parmaklıklar ardına düştü. ABD'de yakalanan son spam kralının mektupları yollamak için kullandığı internet hattının aylık faturası 80 bin doları geçiyordu. Peki kimsenin istemediği bu mesalardan bunca faturanın bedeli ve servet nasıl geliyor? Bunun iki sebebi var. Birincisi bu mesajları yollamak nispeten ucuz. 1 milyon kişinin evine basılı mektup ulaştırmakla, 1 milyon internet kullanıcısına elektronik mektup yollamayı maliyet açısından karşılaştırmak bile gereksiz. Üstelik bu mesajları alanların yüzde 1 ile 3'ü içeriğini okuyor ve pazarlanan şeyi alıyor. Demek ki 1 milyon kişiye yolladığınızda 10 bin tane müşteriniz hazır. Garantisi yok. Neyin var ki?
Biraz önce bahsi geçen Amerikalı spam kralı günde 3 milyon spam yolluyordu! Sattığıysa daha çok jenerik Viagra (aynı işi gören benzer haplar), penis büyütme araçları ve taklit Rolex saatleriydi.

Peki bu kadar kişinin adresi nereden bulunuyor? Büyük bir bölümünü siz ellerinizle veriyorsunuz. Cep telefonunuza ikide bir gelen pazarlama SMS'lerini yollayanlar o numaraları nereden alıyor? Sizin önünüze konulan her forma sorgusuz sualsiz yazdığınız cep telefon numaranızdan. O bilgiler satılıyor. Üstelik çok büyük paralara satılıyor. Ayrı bir ticaret alanı.
Anlı şanlı şirketler hem de bunları satanlar.

Sözleşmelerinde 'Bilgileri paylaşmayacağız' demiyorlarsa, hakları da var aslında. Sizin de sözleşmeleri okuma ve her bilginizi sağa sola dağıtmama hakkınız olduğu gibi.

Elektronik adresler de benzer şekilde dağılıyor. Özellikle yazılımlar için korsan seri numarası ya da kırıcı (crack) dosyalar dağıtan tarzda siteler doğrudan adres topluyor. Aklınıza yatmayan bir site adresinizi istiyorsa bin defa düşünün. Şartsa önce bugmenot.com adresine girip sitenin adresini yazın. Kullanıcı adı ve şifreler ekrana gelecektir. Yoksa spamgourmet.com adresine gidip bir sahte adres yaratın ve onu kullanın. Türkçe desteği de olduğu için detaylarına burada girmiyorum. Adresiniz belki de ömrünüz boyunca değişmeyecek en önemli siber varlığınız, dikkatli harcayın.

En büyük kaynaksa web sayfalarının kendisi. Spam'ciler özel yazılımlarla aynen arama motorlarının yaptığı gibi internetteki sayfaları tek tek dolaşıp sayfada yazan e-posta adreslerini topluyor. Kimi web sayfalarında insanların serdar (at) kuzuloglu nokta com gibi şeyler yazmasının sebebi bu; adres trollerine yakalanmak istemiyorlar. Çünkü bu uygulamalar @ işaretini görür görmez mal bulmuş mağribiye dönüyor.

Bir de 'Forward Fahri'ler var elbette... Bunlar internet mesajlarının trafik polisleri. Gün boyunca kendilerine bir mektup gelmesini bekliyor, gelir gelmez de hayrete düşürücü bir telaşla yedi düvele onu dağıtmak istiyor. Fwd: çok komik... Fwd: önemli mutlaka okuyun... Fwd: Microsoft para dağıtıyor... İçinden çıkan da genellikle beş yıl önce ölmüş bir kanser hastası için bağış, yardım isteği ya da kargaların bile güleceği cinsten saçmalıklar. İşte o mesajlar bir spam robotunun da eline geçtiği anda mesaj içindeki zavallı insanların adresleri bir anda veritabanına ekleniyor. Sonra ayıkla pirincin taşını... Sevdiğiniz ve sizden gelecek o inanılmaz resimleri, powerpoint sunumlarını ve okunması gereken çok ilginç mektupları hasretle bekleyen çok insan olduğunu biliyoruz.

Ama bari içindeki adresleri silin, alıcıları da CC'ye değil, BCC'ye ekleyin, olmaz mı?

Ben kullandığım anti-spam yardımcıları sayesinde haftada bir ya da iki tane bu tip mesaj alıyorum. Ama kullanıcıların yüzde 70'inin antivirüs yazılımı bile olmadığını hatırlayınca spam krallarına daha çok ekmek çıkacağı da ortada. Neyse ki kestiği parmakların acımadığı kanunlar var...

22.05.2006 tarihli yazıdan...

  • Etiketler;
M. Serdar Kuzuloğlu
1995 yılında girdiğim medya sektöründe birçok farklı görev üstlendim. Meslek hayatım boyunca trendleri ve teknolojiyi takip edip okuyucu, dinleyici ve izleyicilerime aktarmaya çalıştım. Bu çabamı hala, her fırsatta sürdürüyorum. Posta, Fanatik, Milliyet, Finansal Forum, Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdım (ayrıca Cumhuriyet hariç hepsinin web sitelerinin kuruluşunda görev aldım). Yanı sıra PC WORLD, ComputerWeek, .net, Paprika dergilerinde düzenli köşe yazarlığı yaptım. Radyo Kozmos ve NTV Radyo’da uzun yıllar program yaptım. Technology Channel, Business Channel ve TRT Haber ve TRT 1’de TV programları hazırlayıp sundum. Yeni Nesil Hizmetler Direktörü olarak çalıştığım Doğan TV Holding’de grubun tüm markalarının dijital kurulumlarını tamamladım, stratejilerini belirleyerek yönettim. MYK Medya adıyla kurduğum dijital ajansta yirmiyi aşkın iç yapıma sahip internet televizyonu Televidyon, birçok ilke imza atan teknoloji haber portalı Yahoyt, lokasyon tabanlı sosyal ağ Kaybolduk.biz ve Türkiye’nin ilk nostalji temalı video sitesi Alkışlarla Yaşıyorum gibi hala gururla andığım bir dizi projeyi hayata geçirdim. Halen başta blogum olmak üzere her fırsatta yazmaya; öğrendiklerimi paylaşmaya devam ediyor ve kurucuları arasında yer aldığım İstanbul Bilgi Üniversitesi / Next Academy’de ‘Sosyal Medyada İletişim ve Pazarlama’ başlıklı yüksek lisans dersini veriyorum. Bütün bu uğraşlardan kalan zamanlarda danışmanlık yapıyor, konferanslarda fikirlerimi paylaşıyor, bir dizi dijital projede yatırımcı ve girişimci olarak yer alıyorum.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

eline sağlık çok güzel bir yazı yazmışsın
Eline saglik

Yukarı Git