Çin pusulayı buldu da ne oldu?

Teknoloji sayesinde tanıştığımız şeylerin ihtiyaç olup olmadığını belirlemek her an daha da zorlaşıyor. Burada bahsettiğim ihtiyaç biraz 'yumurta-tavuk' ilişkisi gerçi. Hayatımıza giren şeyler sayesinde çok daha farklı, verimli, zevkli, faydalı şeyler yapıyor oluşumuz onu bir ihtiyaç kategorisine sokar mı? Bence hayır.

Teknoloji sayesinde tanıştığımız şeylerin ihtiyaç olup olmadığını belirlemek her an daha da zorlaşıyor. Burada bahsettiğim ihtiyaç biraz 'yumurta-tavuk' ilişkisi gerçi. Hayatımıza giren şeyler sayesinde çok daha farklı, verimli, zevkli, faydalı şeyler yapıyor oluşumuz onu bir ihtiyaç kategorisine sokar mı? Bence hayır.

Ağzı yanan birinin suya olan ihtiyacı gibi aynen. Muhtaç olduğumuz şey ağzımız yandığı anda imdadımıza yetişen bir bardak su mu, yoksa ağzımızın yanma ihtimaline karşı alıp bir kenara koyduğumuz bir merhem mi?

Biraz daha somutlaştıralım...

Örneğin tekerlek bir ihtiyaç mıydı? Tekerleğin icadını uygarlığın kilometre taşlarından biri olarak görüyorsak Afrika kıtasına bu basit icadın ne kadar geç girdiğini bilmiyoruz demektir. O bölgede tekerlek olmadan yapılabilenleri inceleseydiniz şaşardınız.

Kasedi hızlıca ileri alalım.

Otomobil bir ihtiyaç mıydı peki? Ya kamyonlar? Kabul; otomobiller sayesinde mesafeler kısaldı, hayvanlara olan bağımlılık azaldı. Kamyonlar sayesinde daha fazla yükü, daha uzak mesafelere, daha hızlı taşıyabilir hale geldik. Peki bunlar otomobil ve kamyonları bir ihtiyaç yapıyor mu? Üstelik motorlu taşıtlarla hayatımıza giren yedek parça, otoyollar, kanunlar, kazalar, yakıt istasyonları, trafik sistemleri gibi sayısız yan detayları düşününce işler daha da çetrefilli bir hal alıyor.
Buharın icadı sayesinde kendiliğinden oluşanları en kaba hatlarıyla düşünelim: fabrikalar, işçi sınıfı, şehirler, sendikalar, sınıf mücadelesi, seyahat (turizm)...

Peki dünya endüstri devrimi sayesinde artan üretimin arzına ihtiyaç duyuyor muydu? Bir bolluktan ve onun getirdiği ucuzluktan söz edebilir miyiz her alanda? Fakirliğin sürekli yaygınlaştığı sürece bakarak hem de? Hesaba katmadığımız başka parametreler var belli ki.

Bir de teknoloji ve icatların farklı yansımaları var. Örneğin seneler boyu en tehlikeli rotalarda ilkel gemilerle binlerce kilometre ötelerde sömürgeler yaratıp baharat taşıyan Avrupalı mutfağında o güzel lezzetleri esirgemiş? Çünkü baharatı yemekten ziyade kozmetik ve hijyenik amaçlarla kullanmışlar.

Pusulayı icat eden Çin onu Batılı devletler gibi gemilere atlayıp dünyayı fethetmek için kullanmamış örneğin. Barutu da sanılanın aksine savaşçı amaçlarla kullanan onu icat eden Çin değil. Demek ki teknolojinin etkilerini ve yansımalarını kestirmek de kolay değil.
Daha yakına gelirsek aslında operatörlerin abonelerine mesaj ulaştırması düşünülerek tasarlanmış SMS bugün operatörlerin ses gelirlerinden sonraki en büyük kaynaklarından biri. Üstelik kullanımın tamamına yakını kullanıcılar arasındaki mesajlar. Gelir modeli olarak bile düşünülmeyen bir şeyden söz ediyoruz...

Doksanlı yılların başında cep telefonuyla fotoğraf çekmek ihtiyaç olmayı bırakın, hayal bile edilmiyordu. Önce küçük bir aksesuvarla, ardından dahili kamerayla hayatımıza telefonla fotoğraf çekme kavramı girdi. Yetmedi; mesajlarımıza eklemeye başladık. Yetmedi; internete, bloglara doğrudan yollama başladı. Sonra da megapiksel yarışı... Sadece çekmek yollamak da yetmiyordu üstelik; üç, beş hatta sekiz megapiksel çekmeliydi. Onlar da yetmeyecek.

Özetle; hayatımıza teknoloji maskesiyle girenlerin ihtiyaç olup olmadığını kestiremiyoruz. Hele etkilerini tahmin bile edemiyoruz. Ama neyse ki bunları sorgulamamız da beklenmiyor. Alıyor, kullanıyor, bıkıyor ve yeni bir tanesiyle aynı döngüye giriyoruz.

Azı olmasın da fazlası olsun; bir gün işe yarar mutlaka. Yoksa cepte on binlerce şarkı depolayabilecek cihazların satılabiliyor olması nasıl açıklanırdı?

Bir de teknolojiye ve buyruklarına boyun eğmek olarak tanımlayabileceğimiz algımızı arsızca sömürenler var. En komik öyküler de buradan çıkıyor.

'Süper güç' unvanında hayli kayıp vermiş olsa da internetteki kabadayılık ve kriminal vakalarda adını şeref listesine yazdıran Rusya'dan bir örnek vereyim.

Geçimini ele geçirdiği e-posta adreslerine izinsiz pazarlama mesajları yollayıp aldığı siparişlerden geçinen NeoN lakaplı bir korsan var başrolünde. Bu işlem için hissettirmeden bilgisayarlara sızmak gerekmektedir. Böylece normalde çok pahalı olacak e-posta yollama işlemi diğer insanların sırtından kolayca yapılabilmektedir. Ancak bu sızma işlemi her geçen gün biraz daha zorlaşmaktadır. NeoN işin kolayını bulur. Antivirus XP 2008 adlı tamamen uydurma bir antivirüs yazılımı üretir. Bu yazılım sahte mesajlar vererek insanları panikletir, kendini yüklettirir ve sahte virüsleri temizlemek için bir de 50 dolar verip lisans almanızı ister. Üstelik kurulduğu anda binlerce başka kullanıcıya habersiz yüz binlerce reklam postası yollamayı sağlayan yazılımı da hissettirmeden yüklemektedir.

Hatırı sayılır miktardaki kullanıcı hem bilgisayarına bu truva atını gönüllü olarak yükler hem de üstüne 50 dolar para verir. Geçen hafta kelepçeyle tanışana kadar NeoN sadece lisans gelirinden 5 milyon doları kazanmıştır!

İhtiyaç listenizi bir daha gözden geçirin derim...

  • Etiketler;
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

Yukarı Git