Bir yalandan doğan imparatorluk

1969yılında ABD, New Mexico'da kurulan MITS şirketinin ilk ürünü o dönem epey popüler olan hobi roketleri için transistörlü takip ışığı olur.

1969yılında ABD, New Mexico'da kurulan MITS şirketinin ilk ürünü o dönem epey popüler olan hobi roketleri için transistörlü takip ışığı olur. Bu kötü bir başlangıçtır. İşler o kadar kötü gider ki bir yılın sonunda firma iflasın eşiğine gelir. Bankalardan aldığı destekle deneme yanılmalar yaparken 1974'te Intel'in 8080 işlemcisini piyasaya sürer. MITS, bu işlemciyi kullanarak geliştirdiği Altair 8080 adlı bilgisayarla hem kendisinin hem de dünyanın kaderini değiştirir. O yıllarda konuyla ilgili herkesin delicesine takip ettiği Popular Electronics dergisi de bunu farkederek bir ay sonra; Ocak 1975 tarihli sayısında Altair 8080'i kapağına 'dünyanın ilk kişisel mikro bilgisayarı' olarak taşır.

O günler aynı zamanda elektronik hesap makinelerinin ve Pong adlı oyunun yarattığı salgınla elektronik oyunların patlama yaptığı yıllardır.

Altair 8080'in esas başarısıysa MITS pazarlama müdürünün Intel'in normalde 360 dolara sattığı 8080 işlemcisini türlü çeşit pazarlıkla 75 dolara satın almayı başarmasıdır. Böylece söz konusu bilgisayar demonte halde 439 dolara, monte edilmiş haldeyse 621 dolara mal olur. Bu bedel o zaman bir bilgisayar için hayal edilemeyecek kadar düşüktür.

Aynı günlerde Harvard Üniversitesi'nin yurdunda yirmili yaşlarına ancak girmiş Bill Gates ve Steve Ballmer adlı iki genç türlü hayallerle gün doldurmaktadır. Gates neredeyse hiç not tutmadan, sınavlara çalışmadan başarıyla eğitimine devam eder. Zamanının büyük bölümü yurt odasında poker oynamakla geçmektedir. Bilgisayar ve programlara konularına olan ilgilerinin yarattığı grupta kendilerinden birkaç yaş büyük arkadaşları Paul Allen da bulunmaktadır.

Allen aybaşında Popular Electronics'in kapağını görür görmez soluğu Gates'i yurt odasında alır. Birlikte okuyup fotoğraflarına bakarken ikisinin de kafasında yazılım geliştirmeye yönelik yıldırımlar çakar. Çünkü o dönemlerde işin meraklıları onları anlamlı kılacak yazılımlar yerine donanıma odaklanmıştır. Yazılım geliştirmek hem zahmetli hem de o yıllarda bugünkü anlamıyla ticari bir karşılığı olmayan bir şeydir. Oysa gelecek onlara göre yazılımdadır.

Gates ve Allen bu boşluğu farkedip kafalarında kurguladığı BASIC adlı programlama dilini MITS'e satmak için firmanın bulunduğu New Mexico'nun yolunu tutar. Ama ellerinde Altair 8080 ya da emsali bir şey olmadığı için aslında böyle bir dili geliştirme gibi bir şansları da olmamıştır. Altair'in kurucusu Ed Roberts'a olayı nasıl anlatırlarsa hiç var olmayan yazılımı satmayı başarırlar.

Ama şimdi önlerinde daha zorlu bir süreç vardır: BASIC'i uyarlamak. Üstelik bunun için 30 günleri vardır çünkü bunu akıl eden bir başka grup da çıkmış ve teklifini vermiştir. Üniversiteye döndüklerinde hemen BASIC dilini geliştirmeye koyulurlar. En garibi, halen bir Altair bilgisayarları olmadığı için bunu da okulun PDP-10 kodlu bambaşka bir bilgisayarında geceli gündüzlü çalışarak geliştirirler.

8 hafta sonra New Mexico'ya ellerinde o dönemin USB diski olarak adlandırabileceğimiz BASIC dilinin yer aldığı kağıt şeritlerle döndüklerinde ikisi de gerilim içindedir çünkü Altair 8080 için bir yazılımı PDP-10 adlı bambaşka bir bilgisayarda geliştirmişler ve esas bilgisayarda hiç denememişlerdi.

Amerikalı bilişim editörü Robert X. Cringely tarafından hazırlanan ve kim bilir kaç defa izlediğim 'Triumph of the Nerds' adlı belgeselde MITS'in o dönemdeki sahibi bu olayı enteresan bir şekilde anlatır (lafı geçmişken bu köşenin takipçilerinin bu belgeseli mutlaka izlemesi gerektiğini düşünüyorum. 50 dolar veririm diyorsanız bence kesinlikle değer. Yoksa buradaki adreste korsan yatağı Youtube her an hizmette).

Sonuçta BASIC çalışır ve bin bir mucize eseri MITS'e satılır. Bu adım kişisel bilgisayar tarihinin de ilk kıvılcımı olur. Bir yıl sonra Gates üniversiteden ayrılır ve Allen ile birlikte Microsoft'u kurar.

İlginç bir ayrıntı olarak aynı günlerden bugüne gelebilen Intel, Apple, HP, IBM gibi markalar bir yana o döneme damgasını vuran başta MITS olmak üzere hiçbir marka ve insan bugüne gelemez. Vizyonun ticari zekayla birleşmesinin dramatik fark yarattığının ispatlarından biri daha.

Onlarca kitaba konu olmuş bu uzun ve detaylı dönemi bir köşe yazısına sığdırmak elbette kolay değil. Ama bugün sağlıktan eğlenceye, iletişimden ticarete dünyayı kökten değiştiren gelişmelerin altında yatan bilişim teknolojilerinin aslında ne kadar tesadüflerle ilerlediğini hatırlamak açısından bu kadar detay yeter de artar bile.

Önümüzdeki döneme dair takip ettiğim konulardan birisi de 3 boyutlu yazıcılar. Bunlara kimileri obje yaratıcıları da diyor. Bilgisayarınıza bağlıyorsunuz ve verdiğiniz planı aynen bir yazıcı gibi ama 3 boyutlu bir cisim olarak çıkarıyorlar. Buzdolabınızın raf kapağı mı kırıldı? Hemen planını internetten çekin cihaz sizin için üretsin. Müzik setinizin vidası, telefonunuzun şarj ucu... İşin bir de yeni tasarım kısmı var ki çok şeylere gebe...

Haftaya göz atalım mı?

  • Etiketler;
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

etkileyici bir konu bizimle paylaştığın için teşekkürler:gul:
teşekkürler
3d yazıcılar.. Wow.. gercekten süper birşey olur cnc tezgahların kücük modeli gibi mi olacak bunlar ?

Yukarı Git