Başka türlü zengin benim istediğim

Durup düşünelim; Microsoft teknolojilerini kullanan bir tane web başarı örneği aklınıza geliyor mu? Google, Facebook, YouTube, Yahoo? Bu listeyi ben satırlarca uzatabilirim. Hiçbirinde Microsoft'un esamisi bile okunmuyor.

Kafamı kurcalayan ve zamansızlıktan başlanamayan projelerimin başında yazmak istediğim kitaplar var. Kitap yazabilen gazetecilere olan saygım da bu fikri hayata geçiremediğim her gün biraz daha artıyor. Çünkü gazetecinin kitap yazması bir aşçının evde yemek yapması ya da bir futbolcunun antremandan sonra kafa dağıtmak için tek kale maç yapmasından farklı değil.

Notları birike birike koca bir balya oluşturan kitap projelerimden biri bilişim zenginlerini konu alıyor. Bilişim sayesinde bir şekilde zengin olanların hayat öyküleri... Bizdeki zengin profiline hiç uymuyorlar. Mesela şoförleri yok, çılgın gece âlemlerinde şampanya patlatmıyorlar, her bir parçası en az üç haneli bedellere alınmış giyim kuşamları da yok... Ama ceplerindeki para bizim görmemişlerin topunu donlarında sallayacak kadar da çok...

Bu insanların bir kısmı iki kalas bir heves diyerek bir yazılım ya da donanım üretmiş, bir kısmı da o heveslilere destek vermiş. Andy Bechtolsheim'i düşünün. Almanya doğumlu Bechtolsheim, Sun firmasını 1982 yılında Vinod Khosla, Bill Joy ve Scott McNealy ile kurarak kısa zamanda bir dev haline getirir. 1998 yılında iki tıfıl genç kapısını çalar ve yeni kuracakları ve çok ümitli oldukları girişimleri için destek isterler. Kulağa mantıklı gelen ama daha ismi bile konmamış bu şirket için Bechtolsheim çıkarır 100 bin dolar verir. Google da işte böyle kurulur. Gerisi malum. Ama Bechtolsheim ve onun gibi yüzlerce insanın eline geçen sadece torunlarına 'bak bu şirkete ilk ben destek oldum evladım' diyebilmek değil elbet. Bu küçük bedeller karşılığında o firmalardan aldıkları hisse payı sayesinde bugün servetlerine milyarlarca dolar ek katkı akmış durumda.

Üstelik o akıllara zarar servetleri alıp İsviçre'deki hesaplarına gömmemişler.

Kimi teknoloji müzeleri açmış, kimi dev bir gemi kiralayıp teknoloji tutkunlarına yönelik özel turlar düzenlemiş, kimi çocukluğundan beri tuttuğu ancak bir baltaya sap olamamış spor kulüplerini satın alıp zirveye taşımış. Neredeyse tamamı bu tip hevesli gençlere el vermeye devam etmiş.

Her gün internette bir girişime sahip insanlarla yazışıyor, vaktim olduğunca da görüşüyorum. Hepsinin ortak derdi reklam geliri olmaması ve büyüyememek. Tek hedefi daha iyi bir internet hizmeti ya da bilgisayar yazılımı olan bir insanın karşısına vergi, stopaj, muhtasar beyannamesi, SSK payı, teknoparklar mevzuatı ya da gelir/gider projeksiyonu, bütçe tahminleri gibi şeyleri koyunca afallaması, ürküp geri dönmesi doğal karşılanabilir. Bu durumda elinde iki seçenek kalıyor: ya kendi kaynaklarıyla gittiği yere kadar devam edecek ya da ceketi alıp, sırtına geçirip çıkıp gidecek.

Her iki ırmağın da sonu aynı hüsran yatağına akıyor oysa...
Türkiye gibi kaynakları kıt, ekonomosinin büyük bölümü kayıt dışı, istatistiksel bilgilerin bilişim gibi ölçüm üstüne kurulu sistemlerde bile bulunmadığı bir ortamda risk sermayesi denilen bu oluşumların kurulması, işlemesi kolay değil. Kanuni düzenlemelerin de bu yapıyı desteklediği söylenemez. Peki o zaman nasıl olacak bu işler?
Eğer kafanızdaki internet adresini yazıp bağlandığınız yabancı siteler üstüne oturuyorsa sorun yok. Ama teknik olarak herkesin yer almasına ve içine bir şeyler katmasına olanak sağlayan internette sizin de bir şeyler yapabileceğinizi düşünmeye başladığınız an bu gerçekler ister istemez kara kara düşündürüyor.

Küçük bir ayrıntı gibi görünse de ülkenin küçük hesapları ve güç dengeleri de geleceği baltalıyor. Örneğin web sitesi geliştirmek üzere eğitim alanları düşünelim. İlginç bir şekilde özel kursların hepsi kendini Microsoft'un kucağına oturtmuş; hatta Microsoft kursuna dönmüş. Peki durup düşünelim; Microsoft teknolojilerini kullanan bir tane web başarı örneği aklınıza geliyor mu? Google, Facebook, YouTube, Yahoo? Bu listeyi ben satırlarca uzatabilirim. Hiçbirinde Microsoft'un esamisi bile okunmuyor.

Bir web girişimine soyunduğunuzda bu tip irili ufaklı yapıların dünyadaki ilk tercihleri olan PHP, Ruby, Ruby on Rails ya da benzeri platformlarında eğitim almış birini arayın bakalım ne oluyor? Üstelik bunu sakın önemsiz bir ayrıntı da sanmayın.

Özetle internetten yırtmaya çalışanlara tavsiyem: akıntıya kapılmayın, sürüye katılmayın, yatırımcının önemini ve dolayısıyla onun önceliklerinin önemini yadsımayın. Üstelik unutmayın internet çağı daha yeni yeni başlıyor.

Hiçbir şey için de geç kalmış değiliz.

Beni dinleyeceklerini bilsem cebinde parası olanlara da birkaç altın tavsiye verirdim ama enerji de sonsuz değil; akıllıca şeylere yönlendirilmeli...

  • Etiketler;
M. Serdar Kuzuloğlu
1995 yılında girdiğim medya sektöründe birçok farklı görev üstlendim. Meslek hayatım boyunca trendleri ve teknolojiyi takip edip okuyucu, dinleyici ve izleyicilerime aktarmaya çalıştım. Bu çabamı hala, her fırsatta sürdürüyorum. Posta, Fanatik, Milliyet, Finansal Forum, Radikal ve Cumhuriyet gazetelerinde yazdım (ayrıca Cumhuriyet hariç hepsinin web sitelerinin kuruluşunda görev aldım). Yanı sıra PC WORLD, ComputerWeek, .net, Paprika dergilerinde düzenli köşe yazarlığı yaptım. Radyo Kozmos ve NTV Radyo’da uzun yıllar program yaptım. Technology Channel, Business Channel ve TRT Haber ve TRT 1’de TV programları hazırlayıp sundum. Yeni Nesil Hizmetler Direktörü olarak çalıştığım Doğan TV Holding’de grubun tüm markalarının dijital kurulumlarını tamamladım, stratejilerini belirleyerek yönettim. MYK Medya adıyla kurduğum dijital ajansta yirmiyi aşkın iç yapıma sahip internet televizyonu Televidyon, birçok ilke imza atan teknoloji haber portalı Yahoyt, lokasyon tabanlı sosyal ağ Kaybolduk.biz ve Türkiye’nin ilk nostalji temalı video sitesi Alkışlarla Yaşıyorum gibi hala gururla andığım bir dizi projeyi hayata geçirdim. Halen başta blogum olmak üzere her fırsatta yazmaya; öğrendiklerimi paylaşmaya devam ediyor ve kurucuları arasında yer aldığım İstanbul Bilgi Üniversitesi / Next Academy’de ‘Sosyal Medyada İletişim ve Pazarlama’ başlıklı yüksek lisans dersini veriyorum. Bütün bu uğraşlardan kalan zamanlarda danışmanlık yapıyor, konferanslarda fikirlerimi paylaşıyor, bir dizi dijital projede yatırımcı ve girişimci olarak yer alıyorum.
Yorum Yaz

Yorum yazabilmek için üye girişi yapmanız gerekiyor!

çok faydalı bilgiler teşekkürler :kirp:
Genel hatları ile başarılı bir yazı fakat tüm başarıyı PHP'nin sırtına yükleyerek Microsoft gereksiz teknolojiler sunuyormuş gibi göstermeniz yanlış. Şu an Türkiye de ki bir çok banka alt yapısı ve web sayfası olarak Microsoft Teknolojilerini tercih etmektedir. PHP scriptlerinin çok olmasının sebebi öğrenilmesi Microsoft teknolojileri kadar zeka gerektirmediğindendir. Burada karakter sınırlaması olduğundan söyleyeceklerimi tamamlayamıyorum ama konu açılırsa forumda uzun uzun yazarım.
Serdar hocam, Bir Microsoft temsilcisini savunma yazmak zorunda bırakacak kadar etkili bir yazı yazmışsınız. Zevkle okudum. Teşekkürler.

Yukarı Git